MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuklar müdafiinin yüzüne karşı verilen kararın süresinde suça sürüklenen çocuklar müdafii tarafından temyiz edildiği, mahkemenin,6217 sayılı Yasanın 13. maddesi uyarınca, temyiz yoluna başvurma harcının yatırılmaması nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verildiği ve bu kararın 7 günlük yasal süre içerisinde temyiz harcının yatırılması gerektiği şerhini de içeren tebligatla suça sürüklenen çocuklara ve müdafiine tebliğ edildiği halde, temyiz isteğinin reddine ilişkin 27/04/2011 tarihli ek kararın suça sürüklenen çocuk ... Karadaş (Çalımlı)'nın velisi tarafından temyiz harcı yatırılarak temyiz edildiği, ancak suça sürüklenen çocuk ... ve müdafii tarafından temyiz edilmediği, suça sürüklenen çocuk ... Karadaş ın temyiz talebinin incelenmek üzere Yargıtaya gönderildiği, Yüksek Yargıtay 22. Ceza dairesinin 02.02.2016 tarihli kararında 27/04/2011 tarihli temyiz isteğinin reddine ilişkin ek kararın suça sürüklenen çocuk ... (Bayram)'e bilinen en son adresinde yöntemine uygun şekilde, bilinen adresinde tebliğ yapılamıyorsa, varsa Mernis adresinde temyiz harcı yatırılması gerekmediğine dair şerh konularak tebliğ edilmesi ve verilmesi halinde temyiz dilekçesinin de eklenerek eksiliğin giderilmesi nedeniyle iade kararının verildiği anlaşılmıştır.
14/04/2011 tarih ve 27905 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 13. maddesi uyarınca Yargıtay Ceza Dairelerine yapılacak temyiz başvurularında harç alınması hükme bağlanmış
ve anılan yasa maddesi Anayasa Mahkemesinin 20/10/2011 tarih ve 2011/54-142 sayılı kararı ile iptal edilerek, iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı 29/12/2011 tarihinden başlayarak altı ay sonra (29/06/2012 tarihinde) yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün gerekçesini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, mahkemeye erişim hakkının engellenmemesi bağlamında belirlediği kriterlerden biri olan ve adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilen, “ödeme gücü olmayanlar bakımından etkili adli yardım sisteminin olması” koşulunun ülkemizde yeterince bulunmamasına dayandırdığı gözetildiğinde, anılan hususun Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girmesi beklenmeksizin temel haklarla ilgili Uluslararası Sözleşmeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları dikkate alınarak iç hukukta uygulanması gerektiğinden, mahkemenin temyiz isteminin reddine dair 27/04/2011 gün ve 2010/422 esas, 2011/351 karar sayılı ek kararı kaldırılarak, 20/04/2011 tarihli hükme yönelik temyiz itirazları nedeniyle yapılan inceleme sonunda;
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 27.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy