MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında her ne kadar hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında TCK’nın 163/3 ve 43/1. maddeleri gereğince tayin olunan 1 yıl 3 ay hapis cezasının aynı Kanun’un 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği ve hükmün gerekçesinde de sanığa verilen hapis cezasının ertelenmesine karar verildiğinin belirtilmesi karşısında; kısa kararın ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasının devamında yer alan “TCK’nın 51. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına” şeklindeki ifadenin sehven yazıldığı ve mahallinde düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, yine TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasındaki hak yoksunluklarının uygulanması hususunda bir karar verilmemişse de, anılan madde ve fıkrada belirtilen hak yoksunluklarının uygulanması hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olup 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanması infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün olduğundan suç tarihleri arasındaki süreye göre sanığın eylemlerinin iki ayrı suç olarak kabulü yerine tek suç kabul edilerek TCK’nın 43. maddesi uyarınca artırım yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. Ancak;
02/07/2012 tarihinde kabul edilip 28344 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkındaki” Kanun'un geçici 2. maddesinin 1. ve 2. fıkrası hükümleri birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, "yapılan değişiklikle amaçlananın bu kapsam dahilindeki suçlar bakımından kurum zararının ödenmesi halinde, olayın sanık ya da sanıkları hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilerek işin esasına girilmesinin önlenmesi" olduğu dikkate alınarak, katılan kurum tarafından 09.05.2010 tarihli ilk suç tutanağı için kaçak kullanım bedelinin 1.470,40 TL olarak bildirildiği, vergisiz - cezasız miktarının 354,74 TL olduğu, bilirkişinin de raporunda kurum tarafından hesaplanan kaçak tahakkukun doğru olduğunu belirttiği anlaşılmakla; öncelikle sanığa “şikayetçi kurumun 354,74 TL tutarındaki zararını gidermesi durumunda 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine" ilişkin usulüne uygun olarak bildirimde bulunulduktan sonra yasal sürenin geçmesi nedeni ile sanığa makul bir süre de tanınıp bu süre beklenilerek, sonucuna göre hakkında 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi, keza 09.05.2010 tarihli eyleme ilişkin ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi halinde 19.04.2013 tarihli ikinci eylem nedeniyle TCK’nın 43.maddesinin uygulanmayacağının gözetilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 14.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy