MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Mühür bozma, karşılıksız yararlanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Mühür bozma suçu yönünden yapılan incelemede;
Dairemizin 25.07.2012 tarihli iade kararı karşılıksız yararlanma suçundan kurulan hükme ilişkin olup, mühür bozma suçundan 05.01.2015 tarihli beraat hükmünün hukuken geçersiz olduğu belirlenmekle, 16.07.2009 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz itirazları nedeniyle yapılan incelemede;
Tüketim ekstresi ekinde gönderilen mühürleme belgesinden, tutanak tarihinde işyerinde bulunan ve devre dışı bırakıldığı belirlenen 00065245 no'lu sayacın, suç tarihinden önce 01.01.1983 tarihinde mühürlendiğinin anlaşılması karşısında, 30.06.2011 tarihli tebliğnamenin 2 no'lu bozma düşüncesine katılınmamış, TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Mükerrir sanık hakkında, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, denetimli serbestlik tedbirinin 1 yıl olarak belirlenmesine ilişkin kısmın hüküm fıkrasından çıkartılmasına karar verilmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün istem gibi DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Karşılıksız yararlanma suçundan 05.01.2015 tarihli hükme yönelik sanık ile katılan vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin 1. ve 2. fıkra hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kurum zararının giderilmesi halinde öncelikle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceğinden ve bilirkişi tarafından normal tarifeye göre vergi ve cezalar hariç olarak hesaplanan zarar miktarı ile kurum tarafından talep edilen miktar arasında bariz bir fark bulunması karşısında, sanığa, bilirkişi tarafından hesaplanan 127,44 TL. tutarındaki zarar miktarını gidermesi halinde, 6352 sayılı Kanun'un geçici 2/2 maddesi uyarınca hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine dair bildirimde bulunulup, ödeme için makul bir süre verilmesi ve sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik kovuşturma ile karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, 13.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy