MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma, mühür bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mahkemece elektrik enerjisi hırsızlığı ve mühür bozma suçlarından verilen 13.03.2009 tarih ve 2008/316 Esas - 2009/82 Karar sayılı mahkûmiyet kararının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dairemizce 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verildiği, iade kararının yalnızca elektrik enerjisi hırsızlığı suçundan kurulan hükümle ilgili olduğu, daha önce mühür bozma suçundan kurulan hüküm ile bu hükme karşı yapılan temyiz başvurularının geçerli olduğu, dairemizin iade kararından sonra mühür bozma suçundan yeniden hüküm kurulmamış ise de, sanığın mühür bozma suçundan 13.03.2009 tarihinde verilen karara yönelik temyiz başvurusu ile karşılıksız yararlanma suçundan verilen 31.01.2014 tarihli mahkumiyet kararına karşı sanık müdafii tarafından yapılan temyiz itirazlarının birlikte incelenmesinde;
I) Mühür bozma suçundan kurulan hükme ilişkin olarak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.03.2016 gün, 2015/1121-2016/111 sayılı kararı da nazara alındığında, suça konu 18.08.2003 tarihli mühürleme tutanağını düzenleyen... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin, Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı verilerine göre mühürleme tarihinden sonra 28.06.2013 tarihinde özelleştirildiği, dolayısıyla suça konu sayacın özelleştirme işleminden önceki bir tarihte mühürlendiğinin anlaşılması karşısında; TCK'nın 203. maddesinde tanımlanan mühür bozma suçunun unsurlarının oluştuğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine katılınmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
II)Karşılıksız yararlanma suçundan kurulan hükme ilişkin olarak;
28.05.2007 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağında “akım trafolarına swiç takarak sayacın endeks kaydetmesinin engellendiği ve endeksin 1694 +660 olduğunun” belirtilmesi karşısında; mahallinde hem ziraat hem de elektrik mühendisi aracılığı ile yeniden keşif yapılmak suretiyle, elektrik sayacının tarımsal sulamada kullanılması nedeniyle atanacak ziraat mühendisi tarafından sulama mevsimi, sulanan alan, sulama süresi, yetiştirilen ürün gibi özellikler tespit edilip göz önüne alınarak tüketilebilecek su miktarı, bu miktara göre de elektrik bilirkişisi aracılığıyla suç tutanağının düzenlendiği tarımsal sulama alanında kurulu güç ile sayaçtaki tüketim miktarının, sayacın takıldığı tarihe göre karşılaştırılması yapılarak, tespit edilen kurulu güç ile sayaçta okunan tüketim miktarının orantılı olup olmadığı belirlenerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi, suçun sabit olduğunun belirlenmesi halinde ise,
02.07.2012 tarihinde kabul edilip 28344 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin 1. ve 2. fıkrası hükümleri birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, "yapılan değişiklikle amaçlananın bu kapsam dahilindeki suçlar bakımından kurum zararının ödenmesi halinde, olayın sanık ya da sanıkları hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilerek işin esasına girilmesinin önlenmesi" olduğu dikkate alınarak, katılan kurum tarafından kaçak kullanım bedelinin 23.266,95 TL olarak bildirildiği halde, dosya içerisindeki bilirkişi raporu ile kurumun gerçek zararının, vergisiz ve cezasız olarak normal tarifeye göre toplam 9.290,8 TL olarak hesaplandığının ve sanığa ihtarda bulunulması için çıkarılan davetiyede miktar belirtilmediğinin anlaşılması karşısında; sanığa “şikayetçi kurumun bilirkişi tarafından hesaplanan 9.290,8 TL tutarındaki zararını gidermesi durumunda 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine" ilişkin usulüne uygun olarak bildirimde bulunulduktan sonra yasal sürenin geçmesi nedeni ile sanığa makul bir süre de tanınıp bu süre beklenilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 26.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy