Nitelikli hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal etme, mala zarar verme ve suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçlarından sanık ...'ın, nitelikli hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal etme ve mala zarar verme suçlarından ayrı ayrı beraatine, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 165/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun'un 53/1. maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına dair ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/02/2013 tarihli ve 2012/855 esas, 2013/159 sayılı karar aleyhine ... Bakanlığınca verilen 21/05/2016 gün ve 7938-2014-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/06/2016 gün ve 2016/235324 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre,
1-Sanık hakkında hırsızlık suçundan açılan kamu davasında, eylemin suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu oluşturduğu kabul edilerek, bu suçtan mahkumiyet kararı verildiği halde, suç vasfından dolayı beraat kararı verilemeyeceği gözetilmeden, aynı eylemden dolayı sanık hakkında beraat kararı verilmesinde,
2-Sanık hakkında hırsızlık, konut dokunulmalığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından kamu davası açıldığı halde ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı Kanun'un 165/1. maddesinde yer alan suç eşyasının satın alınması suçundan cezalandırılmasına karar verilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226/1. maddesine aykırı davranılmasında,
3- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/2. maddesinde yer alan “Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.” ve 3. fıkrasındaki “Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, anılan maddenin 1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hak yoksunluğu ile anılan maddenin 1. fıkrası a, b, d ve e bentlerinde yazılı hak yoksunluklarının ise cezanın infazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile iptal edilen bölümler nazara alınarak hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
1- Sanık hakkında hırsızlık suçundan açılan kamu davasında, eylemin suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu oluşturduğu kabul edilerek, bu suçtan mahkûmiyet kararı verildiği halde, suç vasfından dolayı beraat kararı verilemeyeceği gözetilmeden, aynı eylemden dolayı hırsızlık suçundan beraat kararı verilmesi,
2- Sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından kamu davası açıldığı halde ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı TCK'nın 165/1. maddesinde yer alan suç eşyasının satın alınması suçundan cezalandırılmalarına karar verilerek 5271 sayılı CMK'nın 226/1. maddesine aykırı davranılması,
3- Kasten işlemiş olduğu suçtan hapis cezası ile mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin “a, b, c, d, e” bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, ancak “kendi altsoyu” üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3.fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedenleriyle kanun yararına bozma istemleri yerinde görüldüğünden, (...) 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 12.02.2013 gün ve 2012/855 E., 2013/159 K. sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 02.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.