Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal etme, resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından sanık...’un, resmi belgede sahtecilik yönünden 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 342/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, diğer suçlar yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-d, 116/2 ve 157/1, 35/2 ve 52/2 maddeleri gereğince 3 yıl hapis, 6 ay hapis, 1 yıl hapis ve 1.800,00 Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair...15. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/12/2010 tarihli ve 2008/52 esas, 2010/869 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 26/05/2016 gün ve 94660652-105-35-4662-2016 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/06/2016 gün ve 216/235347 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, lehe kanun değerlendirilmesi yapılırken, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. madde ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme karşısında, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5237 sayılı TCK'nın 7. ve 5252 sayılı Kanun’un 9. maddeleri dikkate alınarak, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 765 sayılı Kanun ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun hükümlerinin olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki yasaya göre verilecek cezaların, denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı saptanıp, sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm kurulması nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (..) 15. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 06.12.2010 gün ve 2008/52 E., 2010/869 K. sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin, yerel mahkemece yerine getirilmesine, 12.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy