Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık ... hakkında 10/11/2008 tarihli, 2008/539 E. ve 2008/719 K. sayı ile beş yıl denetim süresi belirlenerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, denetim süresinin bitmesi üzerine sanığın mahkemeye başvuru yapması üzerine dosyanın ele alınarak 5271 sayılı CMK'nın 231/10. maddesindeki düzenlemeye istinaden aynı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca davanın düşürüldüğü, bu kararın kesinleşmesinden sonra İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 21/05/2015 tarih ve 2015/21420 Muh. sayılı yazısı ile 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma kanun yoluna başvurulması için Adalet Bakanlığı'na ihbarda bulunulduğu, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 12/08/2015 tarih ve 2015/16563-53037 sayılı yazısı ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 21/09/2015 tarih ve 2015/293980 sayılı tebliğname ile dosyayı dairemize gönderildiği, Dairemizin 25/11/2015 tarih ve 2015/16759 E. ve 2015/21626 K. sayılı ilamı ile de hükmün bozulmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma kararının kaldırılmasına yönelik 16/06/2016 tarihli, KD-2016/221182 sayılı itirazı üzerine dosyanın Dairemize gönderildiği belirlenmekle, 05/07/2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesi ile 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesine eklenen 2. ve 3. fıkralar uyarınca yapılan değerlendirmede, itiraz nedenleri yerinde görüldüğünden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE, Dairemizin 25/11/2015 tarih ve 2015/16759 E. ve 2015/21626 K. sayılı ilamının KALDIRILMASINA karar verilerek İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 04/03/2014 tarihli, 2006/539 E. ve 2008/719 K. sayılı kararına yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 21/09/2015 tarihli ve 2015/293980 sayılı kanun yararına bozma istemiyle ilgili yapılan incelemede ise;
Sanık ... hakkında verilen 10/11/2008 tarihli, 2008/539 E. ve 2008/719 K. sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararda, denetim süresinin 18/11/2008 tarihinde başladığı gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK'nın 231/10. maddesinde belirtilen ve açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilmesini gerektiren, “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi” koşulunun, İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 07/03/2011 tarihli, 2011/108 E. ve 2011/367 K. sayılı kararına konu suçun 2010 yılında değil, 01/10/2006 tarihinde işlenmesine göre oluşmadığı anlaşılmakla, İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 04/03/2014 tarihli, 2006/539 E. ve 2008/719 K. sayılı düşme kararında isabetsizlik bulunmadığından yerinde olmayan kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, 03/10/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi .