Hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 143/1, 151/1, 116/4, 119/1-c ve 62 (üç defa), maddeleri uyarınca 1 yıl 9 ay 20 gün hapis, 3 ay 10 gün hapis ve 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine dair ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2008 tarihli ve 2007/388 esas, 2008/556 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 23.12.2015 gün ve 2014/26932/85555 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.02.2016 gün ve 2015/428745 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 01/10/2014 tarihli ve 2012/2426 esas, 2014/16727 sayılı ilamında da belirtildiği üzere;
1- Sanık hakkında kurulan hırsızlık ve mala zarar verme suçlarına yönelik olarak; etkin pişmanlığa ilişkin TCK’nın 168. maddesinin uygulama alanında bulunan hırsızlık ve mala zarar verme suçlarında, zararın tazmin suretiyle giderilmesi koşuluna bağlı olarak cezanın ertelenemeyeceği gibi ayrıca somut olayda maddi zararın miktarı tespit edilmeden infazda duraksamaya neden olabilecek şekilde uygulama yapılmasında,
2- ... Devlet Hastanesinin 30/06/2005 tarihli Sağlık Kurulu Raporunda sanık hakkında "mental retardasyon" tanısı ile vasi tayini gerektiği bildirilip, bu doğrultuda ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 19/07/2005 tarihli ve 2005/842-893 sayılı kararı ile vasi atandığı, soruşturma sırasında ise ... Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 04/03/2008 tarihli ve 2599 sayılı Sağlık Kurulu Raporunda "sınır zeka potansiyeli" tanısıyla ceza ehliyetinin tam olduğunun bildirildiği belirlenmekle her iki rapor arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor alınarak giderilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
3- Sanık hakkında kurulan işyeri dokunulmazlığını bozma suçuna yönelik olarak; gece vakti işyerinin kilidini kırarak hırsızlık yapmaya kalkışan sanıkların işyerine girmelerinin, 5237 sayılı TCK'nın 116/2-4 ve 119/1-c maddelerinde tanımlanan işyeri dokunulmazlığını bozmak suçu yönünden
“müstakil bir zarar” yaratmadığı, işyeri dokunulmazlığını bozmak suçundan uygulama yapılırken, “müştekinin zararlarını giderdikleri takdirde cezalarının ertelenmesine karar verildiğinden, sanıkların müştekinin zararını gidermedikleri anlaşıldığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmeyerek "denilmek suretiyle, somut olay ile örtüşmeyen ve “takdire” dayanılırken de 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinde yer alan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinde, sanıklar yönünden yasanın öngördüğü objektif ve sübjektif koşullar değerlendirilmeden ve somut olayda anılan suç yönünden “müstakil bir zarar” olmamasına karşın zararın giderilme koşuluna bağlı olarak cezanın ertelendiği .gibi cezaların bireyselleştirilmesine yönelik kabul edilen ölçütlerle de çelişir şekilde. 52,71. sâyılı CMK'nın 231/5-14. madde ve fıkralarının uygulanmamasına karar verilmesinde
4- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların yargılama giderlerinden sebebiyet verdikleri oranda ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerektiğinin gözetilmemesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-... Devlet Hastanesinin 30.06.2005 tarihli Sağlık Kurulu Raporunda sanık hakkında “mental retardasyon” tanısı ile vasi tayini gerektiği bildirilip, bu doğrultuda ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.07.2005 gün ve 2005/842-893 sayılı kararı ile vasi atandığı, soruşturma sırasında ise ... Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 04.03.2008 tarih ve 2599 sayılı Sağlık Kurulu Raporunda “sınır zeka potansiyeli” tanısıyla ceza ehliyetinin tam olduğunun bildirildiği belirlenmekle, her iki rapor arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor alınarak giderilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Ekin pişmanlığa ilişkin TCK'nın 168. maddesinin uygulama alanında bulunan hırsızlık ve mala zarar verme suçlarında, zararın tazmin suretiyle giderilmesi koşuluna bağlı olarak cezanın ertelenemeyeceği gibi ayrıca somut olayda maddi zararın miktarı tespit edilmeden infazda duraksamaya neden olabilecek şekilde uygulama yapılması,
3- İşyeri dokunulmazlığını bozma suçuna yönelik olarak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11–250 esas, 2009/13 karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararda, mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dâhil edilmemesi gerektiği, olayda müştekinin bir
tazminat talebi bulunmadığı gibi, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde sanığa atılı işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan doğan herhangi bir maddi zararın da bulunmadığı, kaldı ki işyeri dokunulmazlığını bozma suçunun zarar oluşumuna elverişli bulunmadığı da gözetilerek bu suçtan uygulama yapılırken, "müştekinin zararını gidermesi koşulu ile” cezasının ertelenmesine karar verilemeyeceği, yine adli sicil kaydına göre sabıkasız olduğu anlaşılan sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen sanığın “kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi ve Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde takdirin gerekçelerinin kararda gösterilmesi gerekirken, "... müştekinin zararını gidermediği '' şeklinde yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
4- 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesi uyarınca iştirak halinde işlenmiş suç nedeniyle mahkûm edilmiş olan sanıkların yargılama giderlerinden sebebiyet verdikleri oranda ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerektiğinin gözetilmemesi nedenleriyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (...) 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip dosya kapsamı ile kesinleştiği anlaşılan kesinleşen 19.11.2008 gün ve 2007/388 E., 2008/556 K. sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 12.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.