MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, bozma üzerine yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
a) Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 326/2. maddesi uyarınca sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinin sanıklardan ayrı ayrı alınmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanıklardan ne şekilde tahsil edileceğinin kararda gösterilmemesi,
b) Sanık ... hakkında kurulan hükümle ilgili olarak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2011/10-785 E.-2012/101 K. sayılı ve 20.03.2012 tarihli kararında açıklandığı gibi 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan dolayı hakkında kamu davası açılmış olan sanıkla ilgili olarak cezaya hükmetmeden tedavi ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine ya da sadece denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi halinde, açılmış olan kamu davasının derdest olmaya devam edeceği, bu konuda verilen denetimli serbestlik tedbiri kararlarının, 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinde hüküm olarak sayılan ve temyiz yasa yoluna tabi olduğu kabul edilen kararlar arasında sayılmadığı, sanık ... hakkında tekerrüre esas alınan Kartal 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.07.2008 gün ve 2007/542 Esas – 2008/633 Karar sayılı kararda kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verildiği, bu kararın durma kararı niteliğinde olduğu, davanın esasının çözülmediği ve açılmış olan kamu davasının derdest olmaya devam ettiği gözetilmeden anılan karar nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulanması ve sanığın adli sicil kaydına göre "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan verilmiş ve 27.07.2011 tarihinde kesinleşmiş erteli 10 ay hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün de 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenen TCK'nın 191. maddesi ile aynı Kanun'la 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası gereğince uyarlanması sonucu "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" ve koşulları gerçekleştiğinde CMK'nın 231. maddesinin 10. fıkrası uyarınca "davanın düşmesine" karar verilmesinin gerekmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı ve suç tarihi itibari ile de adli sicil kaydında başkaca bir mahkumiyet kaydının bulunmadığı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK'nın 58/6. maddesi gereğince sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve buna bağlı olarak denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii ile sanık ...’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasının yargılama giderleriyle ilgili bölümündeki yargılama giderlerinin sanıklardan neden oldukları tutar kadar ayrı ayrı alınmasına ve sanık ... hakkında tekerrür uygulamasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkartılmasına karar verilmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy