MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, kamu malına zarar verme, işyeri dokunulmazlığını bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I- Suça sürüklenen çocuk hakkında kamu malına zarar verme suçundan verilen hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Suç tarihi itibariyle 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi gözetildiğinde suça sürüklenen çocuk lehine düzenleme içeren 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değiştirilen 5237 sayılı TCK'nın 152/1-a maddesine göre öngörülen cezanın üst sınırına göre aynı Kanunu'un 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerinde öngörülen 6 yıllık zamanaşımının hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeni ile duran zamanaşımı hesaba katılmadan suçun işlendiği tarih olan 15/03/2010 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafi ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında kamu malına zarar verme suçundan açılan kamu davasının DÜŞÜRÜLMESİNE,
II- Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarından verilen hükümlere yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya toplanan delillere mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun oluşan kanaat ve takdirine göre diğer itirazlar yerinde görülmemiştir, ancak;
1- Hırsızlık eyleminin kamu kurumu niteliğindeki ...Ofisi binasından gerçekleştirilmiş olması karşısında; suç vasfının değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek, 5237 sayılı TCK'nın 142/1-a maddesi yerine aynı Kanun'un 142/1-a ve b maddesi gereğince uygulama yapılması,
2- Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuğun TCK'nın 31/2 maddesi uyarınca işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda işyeri dokunulmazlığını bozma suçu yönünden de uzman hekim raporu alınması gerektiği gözetilmeden, suça sürüklenen çocuğun işlediği hırsızlık suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olduğuna ilişkin rapor ile yetinilerek eksik soruşturma sonucu yazılı şeklide hüküm kurulması,
3- Cezadan indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin, yaş küçüklüğü nedeniyle cezadan indirim yapılmasına ilişkin aynı Kanun’un 31/3. maddesinden sonra uygulanması gerektiği gözetilmeden TCK’nın 61. maddesine aykırı davranılması,
4- Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan suça sürüklenen çocuk hakkında belirlenen kısa süreli hapis cezalarının TCK'nın 50. maddesinin 3. fıkrası gereğince aynı kanun maddesinin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
5- Suça sürüklenen çocuk hakkında işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan hüküm kurulurken, temel cezanın doğrudan 5237 sayılı TCK'nın 116/4 maddesi uygulanarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, konut dokunulmazlığı bozma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 116/1. maddesiyle temel ceza belirlenip daha sonra 5237 sayılı TCK'nın 116/4. maddesiyle arttırım yapılması,
6-Kabule göre de;
Hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan suça sürüklenen çocuğun, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, CMK’nın 231/11. maddesi uyarınca, hakkındaki hüküm ilk şekliyle açıklanır. Açıklanan bu hükümdeki hukuka aykırılıklar, temyiz veya kanun yararına bozma yoluyla Yargıtayca yapılacak inceleme sonucunda giderilir.
Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işleyen veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyen sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükümde, yasal zorunluluklar dışında, mahkemece bir değişiklik yapma imkanı bulunmamaktadır.
Hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getiremeyen sanık bakımından ise, yerine getirememe sebebi başta olmak üzere durumu değerlendirilip cezanın bir kısmının infaz edilmemesine, hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine ilişkin yeni bir hüküm kurulabilir.
Somut olayda, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği anlaşılan saça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmün CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca ilk şekliyle aynen açıklanması gerekirken TCK'nın 51. maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 05/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy