Hırsızlık suçundan sanık ...’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 493/1, 522, 59 ve 81. maddeleri uyarınca 2 yıl 16 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair...3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/09/1990 tarihli ve 1990/342 esas, 1990/609 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin anılan Mahkemenin 17/08/2015 tarihli ve 1990/342 esas, 1990/609 sayılı ek karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 30/06/2016 gün ve 4799-2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/07/2016 gün ve 2016/295544 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre;
1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinden karar verilmesinde,
2- Sanığın, müştekiye ait işyerinin kepenk kilitlerini kesmek suretiyle kapıyı zorla açarak içeriye girip çeyiz eşyalarını çalması suretiyle gerçekleşen olayda, mahkemece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun sanığın lehine olduğundan bahisle hırsızlık suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre uyarlama yapılırken, eylemin hırsızlıkla birlikte mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını ihlal etme suçlarını da oluşturduğu gözetilmeden, tüm suçlar birlikte değerlendirilmeksizin ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun tekerrüre ilişkin farklı düzenlemeler içerdikleri cihetle, 5237 sayılı Kanun'un uygulamasında tekerrür nedeniyle artırım bulunmadığı hususu da nazara alınmaksızın lehe aleyhe
karşılaştırması eksik yapılarak uyarlama kararı verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1- 5252 sayılı Kanun'un 9/1. maddesi, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı TCK'nın lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması,
2- 5237 sayılı TCK'nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK'nın 493. maddesinde tanımlanan suçun unsurlarının farklı olması nedeniyle, müştekiye ait işyerinin kepenk kilitlerini kesmek suretiyle girilerek gerçekleştirilen eylemin, hırsızlık suçunun yanı sıra suç tarihi itibariyle uzlaşma kapsamında bulunan işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilmeden, bu suçlarla ilgili bir değerlendirme yapılmayıp, 5252 sayılı Kanun’un 9/3 maddesi uyarınca, 765 sayılı ve 5237 sayılı Kanun’ların ilgili tüm hükümlerinin olaya uygulanması ve her iki yasaya göre verilecek cezaların, denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı saptanıp, sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm kurulması,
3- 765 sayılı Kanun’da tekerrür hükümleri cezada artırım nedeni olarak düzenlenip, 5237 sayılı TCK'da öngörülen mükerrirlere özgü infaz rejimi ise 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 108. maddesinde koşullu salıverme süresini de etkileyecek şekilde bir infaz rejimi kurumu olarak öngörüldüğünden, 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlar yönünden, 5237 sayılı Kanun’un lehe olduğu kabul edilerek yapılan uygulamalarda, aleyhe olan ve infazı ilgilendiren bu hükmün uygulanma olanağı bulunmadığı halde sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi nedenleriyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (...) 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 17.08.2015 gün ve 1990/342 E., 1990/609 K. sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 12.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.