MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suça konu aracın olaydan bir ay sonra ele geçmesi ve bu çalma eyleminin taklit anahtar ile yapıldığına dair bir tespitin bulunmaması nedeniyle eylemin TCK'nın 142/1-b maddesine uyan suçu oluşturduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanıkların eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b. maddesinde tanımlanan suç için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre hesaplanan 8 yıllık asli zamanaşımının, sanıklar hakkında mahkumiyet hükmünün verildiği 26/11/2008 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii ile sanık ...’in temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, 27/03/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Sanıklar ... ve ...'ın hırsızlık suçundan yapılan yargılamaları sonucu TCK'nın 142/1-e maddesi uyarınca mahkûmiyetlerine ilişkin hükmün, sanıklar müdafii ve sanık ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, daire çoğunluğunca ''sanıkların eyleminin TCK'nın 142/1-b maddesinde
tanımlanan suçu oluşturduğu ve aynı Kanunun 66/1-e maddesine göre hesaplanan 8 yıllık asli zamanaşımının sanıklar hakkında mahkumiyet hükmünün verildiği 26.11.2008 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması nedeniyle sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca düşürülmesine" karar verilmiştir.
Daire çoğunluğunun görüşü ile karşı oy düşüncem arasındaki fark, özetle; sanıkların eyleminin TCK'nın 142/1-b maddesinde tanımlanan “herkesin girebildiği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık” suçunu değil, aynı Kanunun 142/2-d maddesinde tanımlanan “taklit anahtarla kilit açmak suretiyle hırsızlık” suçunu oluşturduğu ve bu maddede öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanunun 66/1-d maddesine göre hesaplanan 15 yıllık asli zamanaşımı süresinin geçmediği ve bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilemeyeceğine ilişkindir.
Olayımızda, müşteki, 28.06.2006 günü saat 07.00 sıralarında... plakalı kapalı kasa kamyonetini kilitli olarak sokağa park eder, aynı gün saat 20.00 sularında aracını bıraktığı yere gittiğinde, aracın yerinde olmadığını farkeder, aynı gün şikayette bulunur, sonrasında 27.07.2006 tarihinde, sanıkların seyir halinde olduğu araç şüphe üzerine durdurulduğunda, ibraz edilen araç ruhsatındaki şasi numarası ile aracın şasi numarasının birbirini tutmadığı görülünce, aracın şasi numarasının yapılan sorgulamasında müştekiye ait çalıntı araç olduğu anlaşılır, ayrıca aracın ruhsatı ile araç üzerindeki.... sayılı plakanın da sahte olduğu tespit edilir.
Aracın, kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış olduğu konusunda sayın çoğunluk ile aramızda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sanıklar atılı suçlamayı kabul etmemiş, müşteki aşamalardaki tutarlı ve aynı yöndeki beyanlarında, aracın iki anahtarından birinin kendisinde, diğerinin ise evinde olduğunu, aracın sanıkların kullanımında yakalanmasından sonra kendisine teslim edildiğinde üzerinde taklit anahtar olduğunu belirtmiş, aracın kapı kilidinde herhangi bir hasar veya düz kontak yapıldığına dair bir beyanı olmamıştır.
Aracın kapı kilidine zarar verilerek veya düz kontak yapılarak çalındığına ilişkin sanıklar lehine yorumu gerektirecek bir delil dosya kapsamında bulunmamakta, aksine sanıklar tarafından taklit anahtar ile trafikte seyir halinde iken araç ele geçirilmiş ve araçla birlikte taklit anahtar da müştekiye teslim edilmiş, müşteki kolluğun kendisine teslim ettiği bu anahtarın kendisine ait olmadığını açıkça ifade etmiştir.
Açıkladığım nedenlerle;
Sanıkların eylemi, TCK'nın 142/2-d maddesinde tanımlanan “taklit anahtarla kilit açmak suretiyle hırsızlık” suçunu oluşturduğu halde aynı Kanun'un 142/1-e maddesi ile hüküm kurularak eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma
nedeni yapılmadığı eleştirisi ile hükmün onanması yerine, yazılı şekilde TCK'nın 142/1-b maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunu oluşturduğu kabul edilerek davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy