MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
TCK'nın 155/1. maddesine göre, güveni kötüye kullanma suçunda, malın ziyetliğinin devrinin, “faile eşyayı muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere” yapılmış olması gerektiği gibi, aynı maddenin 2. fıkrasına göre “suçun meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi” gerektiği dikkate alındığında, dosya kapsamına göre somut olayda, sanık suça konu fabrikanın yıkım ve söküm işini üstlenen işçi statüsünde olup, hurda malzemelerin sanığa tevdi ve teslim edilmediği anlaşılmakla tebliğnamedeki 1 nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Dosya kapsamından suçun gece vakti saat 23.00 sıralarında işlendiğinin anlaşılması karşında, sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde TCK'nın 143. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,
2-22/05/2009 tarihli yakalama tutanağına göre, sanığın hurda malzemeleri el arabasına yükledikleri sırada ihbar üzerine olay yerine gelen görevlilerce yakalandıklarının, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında kurulan hükümde TCK'nın 35. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle fazla ceza tayini,
3-5237 sayılı TCK'nın 145. maddesinde “malın değerinin azlığı” kavramının 765 sayılı Kanun'un 522/1. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliğinin bulunmadığı, “değerinin azlığının” 5237 sayılı Kanun'a özgü, ayrı ve yeni bir kavram olduğu, olayın özelliği, sanığın kişiliği ve özgülenen kastı da değerlendirip yasal ve yeterli gerekçelerinin de gösterilerek uygulanabileceği gözetilerek somut olayda; müştekinin soruşturma aşamasındaki 22/05/2009 tarihli beyanından suça konu malzemelerin 50 Tl değerinde olduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında TCK'nın 145. maddesinin uygulanması koşullarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmemesi,
4-Hükümden önce 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa’nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi uyarınca ve bu maddenin 6.fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasa'nın 7. maddesi ile eklenen cümle de gözetilerek; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine 23/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy