MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mahkemenin 24/02/2009 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararına suça sürüklenen çocuk müdafiinin itiraz etmesi üzerine, İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08/08/2012 tarih ve 2012/790 D. İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 08/08/2012 tarihinde kesinleşerek denetim süresinin de bu tarihte başlamış olmasına karşın, mahkemece, denetim süresinin başlangıç tarihinden önce 24/06/2010 tarihinde işlenen kasıtlı suçtan verilen İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2010/4189 Esas, 2013/1075 Karar sayılı kararı esas alınarak açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de; suça sürüklenen çocuğun adli sicil kaydında denetim süresi içinde işlediği, suç tarihi 24/09/2012 olan İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 24/06/2014 tarihli ve 2012/1503 Esas, 2014/451 Karar sayılı ilamıyla nitelikli hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün bulunduğu anlaşıldığından, 22/04/2014 tarihli karar ile açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasının yerinde olduğu; ayrıca, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 8. fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve maddenin 11. fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zamanaşımının, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, dosya kapsamına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 08/08/2012 tarihi itibariyle duran zamanaşımının, kesinleşen sonraki ilk mahkûmiyete konu suçun işlendiği 24/09/2012 günü yeniden işlemeye başladığı belirlenerek yapılan incelemede;
Güneşin doğuş ve batış zamanlarını gösteren çizelgeye göre, suç tarihinde güneşin doğuş saatinin yaz saati uygulaması da dikkate alındığında, saat 05.34 olduğu, 5237 sayılı TCK'nın 6/1-e maddesine göre gecenin saat 04.34’te sona ereceği, dosya içerisindeki 25/05/2006 tarihli olay tutanağına göre, devriye görevindeki kolluk görevlilerince suça sürüklenen çocuğun saat 04.45 sıralarında mağdura ait işyeri içinde yakalandığı anlaşılmakla, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği hırsızlık suçunun suça sürüklenen çocuk lehine gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilerek, suç tarihi itibariyle 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b, 35, 31/3. maddelerinde tanımlanan suç için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanunun 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerine göre hesaplanan 7 yıl 12 aylık zamanaşımı süresinin suçun işlendiği 25/05/2006 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 25/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.