MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosya içerisinde yer alan Cumhuriyet Başsavcılığının 19.09.2013 tarih ve 2013/100671 soruşturma no’lu ayırma kararına göre, sanık hakkında 24.11.2012 tarihinde düzenlenen tutanak ile kaçak elektrik kullandığı gerekçesi ile şikâyet üzerine soruşturma açıldığı, yine 26.01.2013 tarihinde başka bir tutanakla tekrar kaçak elektrik kullandığı gerekçesi ile şikayette bulunulduğu, bu iki dosyanın birleştirildiği, ancak dosyalar incelendiğinde, “her iki suçun işlenme zamanı ve şekli farklı olup, şikayetçinin farklı zararlara uğradığı, herhangi bir tutanaktaki şikayetçi zararı ödendiğinde o suçun düşeceği, ancak diğer suçlamanın devam edeceği, bu nedenle suçların birlikte görülmesinde hukuki fayda bulunmadığı” gerekçesiyle her iki evrakın tefrikine, 26.01.2013 tarihli suç açısından evrakın soruşturma defterinin 2013/122981 numarasına kayıt edilmesine, 24.11.2012 tarihli suç açısından soruşturmaya 2013/100671 numara üzerinden devam olunmasına karar verildiği, bilahare 14.11.2013 tarihli iddianame ile (her ne kadar suç tarihi 26.01.2013 yazılmış ise de) 24.11.2012 tarihli eyleme ilişkin dava açıldığının anlaşılması karşısında;
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin yerine 24.11.2012 yerine 26.01.2013 şeklinde yazılması, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Katılan kurumun 25.12.2013 tarihli yazısında, kaçak elektrik tüketim bedelinin 13.07.2013 tarihinde ödendiği belirtilmekle, 6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra işlenen karşılıksız yararlanma suçları yönünden, 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinin aynı Kanun ile eklenen 5. fıkrasında, zararın soruşturma tamamlanmadan giderilmesi halinde kamu davası açılmayacağının öngörülmesi ve sanığın da tüketim bedelini iddianamenin kabul tarihi olan 21.11.2013 tarihinden önce ödediğinin anlaşılması karşısında, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma koşulu gerçekleşmediğinden, düşme kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 168/5. ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, karar kesinleştiğinde bir suretinin Adli Sicil Kanunu'nun 6/2. maddesi uyarınca mahsus siciline kaydı için Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne yerel mahkemesince gönderilmesine, 14.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.