MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ...'ın sanık ... hakkında verilen beraat kararlarını temyize hak ve yetkisi bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
14/04/2013 tarihli sanığın talimatla alınan savunmasında, katılan ...'ye ait tüpgaz, tüfek ve tabancayı iade etmek istediğini, ancak ne şekilde iadenin yapılması gerektiğini mahkemenin bildirmesini istemesine rağmen, 11/03/2014 tarihli duruşmada, bahse konu eşyaların kime satıldığını bilmediğini, bu nedenle de iadeleri konusunda bir şey söyleyemeyeceğini belirtmekle beraber, aradan geçen süre zarfında katılanın zararını giderme hususunda herhangi bir beyan veya girişiminin de bulunmaması karşısında tebliğnamedeki (2) nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.01.2013 tarih ve 2012/6-1431 E ve 2013/18 K sayılı kararı ile 2012/13-1444 E ve 2013/305 K sayılı kararında kabul edildiği üzere, hükümde sanığın mükerrir olduğunun belirtilmesinin yeterli olduğu, ayrıca tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmesine gerek olmadığı, bu nedenle mahkemece sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesine rağmen tekerrüre esas alınan ilam kararda gösterilmemiş ise de bu hususun ve 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Gerekçeli kararda sanığın katılanlar ..., ... ve ...'a yönelik hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından; katılan ...'e yönelik mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin bir kez daha yazılması suretiyle infazda karışıklığa neden olunması,
2-Sanık ...'ın atılı suçları birlikte işlediğini beyan ettiği ... hakkında beraat kararı verilmesi, bu kararların kesinleşmesi ve dosya kapsamında sanığın konut dokunulmazlığının ihlali suçunu birden fazla kişi ile birlikte işlediğine dair delil bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanamayacağında zorunluluk bulunması,
3-(2) numaralı bozma ilamı doğrultusunda, sanığın katılanlara yönelik üzerine atılı konut dokunulmazlığının ihlali suçunun, 5271 sayılı Yasa'nın 253. maddesinin 3. fıkrasına 5918 sayılı Yasa'nın 8. maddesi ile eklenen son cümlenin yürürlük tarihi olan 09/07/2009 gününe kadar uzlaşma kapsamında bulunmayan başka bir suçla birlikte işlense dahi suçların işlendiği 11/01/2009 ve 01/02/2009 tarihleri itibariyle uzlaşmaya tabi olduğu gözetilerek, taraflara usulünce uzlaşma önerisinde bulunularak sonucuna göre hüküm kurulmasının gerekmesi,
4-5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinde, takdiri indirim nedenleri olarak açıklanan "failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın fail üzerinde olası etkileri" gibi hususlar irdelenip tartışılmadan ve sanığın suçun ortaya çıkarılmasına yönelik dilekçesi ve aşamalardaki ikrarı da göz önünde bulundurulmadan, "sabıkalı geçmişi” biçimindeki yetersiz gerekçe ile anılan maddenin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
5-Takdiri indirim nedenlerine ilişkin olarak uygulama maddesinin TCK'nın 62. maddesi yerine aynı Kanun'un 61. maddesi olarak belirtilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı kısmen istem gibi BOZULMASINA, 17/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.