Hırsızlık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanık ...’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-e, 204/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis (iki kez) hapis cezaları ile cezalandırılmasına, kısa süreli hapis cezalarının anılan Kanun’un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine dair ... Asliye Ceza Mahkemesinin 26/01/2012 tarihli ve 2010/245 esas, 2012/13 sayılı kararının Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi neticesinde bozulması sonrasında başlatılan yargılama sonunda sanığın resmi belgede sahtecilik ve hırsızlık suçlarından 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 143, 204/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün hapis ve 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, verilen hapis cezalarının aynı Kanun’un 51.maddesi uyarınca ertelenmesine ilişkin, aynı Mahkemenin 17/02/2016 tarihli ve 2014/60 esas, 2016/74 sayılı karar aleyhine ... Bakanlığınca verilen 02/08/2016 gün ve 5684-2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01/09/2016 gün ve 2016/333946 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
1- Dosya kapsamına göre, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 26/01/2012 tarihli ve 2010/245 esas, 2012/13 sayılı kararının sadece Cumhuriyet savcısı tarafından hırsızlık suçu yönünden temyiz edildiği cihetle, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiği gözetilmeksizin bozma sonrası yargılamaya dahil edilerek aynı Mahkemenin 17/02/2016 tarihli ve 2014/60 esas, 2016/74 sayılı kararı ile sanık hakkında ikinci kez aynı suçtan mahkûmiyet kararı verilmesinde,
2- Mahkemece gerekçeli kararda hırsızlık suçunun gece vakti işlendiği kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 143.maddesinin tatbik edildiği belirtilmiş ve hüküm fıkrasında 143.maddesi uygulanmış ise de, hüküm fıkrasında suçun işlendiği zaman diliminin kesin ve net bir şekilde belirlenemediği gerekçesiyle anılan Kanunun 143.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına denilmek suretiyle hükümde çelişkiye sebebiyet verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1- 1 no'lu kanun yararına bozma istemi nedeniyle yapılan incelemede;
...Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2012 tarih ve 2010/245E., 2012/13 K. sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyet, mala zarar verme suçundan ise beraat kararı verildiği, hükmün sadece o yer Cumhuriyet savcısı tarafından hırsızlık suçu yönünden temyiz edildiği, dolayısıyla sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiği gözetilmeksizin, bozma sonrası yargılamaya dahil edilerek aynı mahkemenin 17.02.2016 tarihli ve 2014/60 E., 2016/74 K. sayılı kararı ile sanık hakkında ikinci kez resmi belgede sahtecilik suçundan hükümlülük kararı verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (...) Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 17.02.2016 gün ve 2014/60 E., 2016/74 K. sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, daha önce verilen ve kesinleşen 26.01.2012 gün ve 245-13 sayılı kararın infaz edilecek olması nedeniyle aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle, 17.02.2016 gün ve 60-74 sayılı kararla hükmolunan cezanın ÇEKTİRİLMEMESİNE,
2- 2 no'lu kanun yararına bozma istemine gelince;
Mahkemece gerekçeli kararda hırsızlık suçunun gece vakti işlendiği kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 143. maddesinin uygulandığı belirtilmiş ve hüküm fıkrasında 143. maddesi uygulanmış ise de, hüküm fıkrasında ayrıca suçun işlendiği zaman diliminin kesin ve net bir şekilde belirlenemediği gerekçesiyle anılan Kanun’un 143. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmek suretiyle hükümde çelişkiye yol açılması nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (...) Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 17.02.2016 gün ve 2014/60 E., 2016/74 K. sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetki ile sanık hakkında kurulan hükümden, "suçun işlendiği zaman diliminin kesin ve net bir şekilde belirlenemediğinden 5237 sayılı TCK'nın 143. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına" ilişkin kısmın çıkarılmasına, hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 23.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy