Hırsızlık suçundan sanık ...'ın, 5327 Türk Ceza Kanunu'nun 142/1a-b, 143, 168/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/9. maddesi gereğince kurum zararının 4 eşit taksitte ödenmesi koşulu ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına dair, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 11/04/2013 tarihli ve 2012/33 esas, 2013/34 sayılı kararını müteakip, sanığın kurum zararını gidermemesi sebebiyle 5327 Türk Ceza Kanunu'nun 142/1a-b, 143, 168/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun'un 51. maddesi gereğince ertelenmesine ilişkin anılan Mahkemenin 17/12/2014 tarihli ve 2012/33 esas, 2013/34 sayılı karar aleyhine ... Bakanlığınca verilen 08.08.2016 gün ve 5807-2016 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.09.2016 gün ve 2016/334138 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 19/09/2008 tarihli ve 2008/12198 esas, 2008/9890 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. fıkrasında yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, mahkemece duruşma açılmasını müteakip, sanığın celp edilmesi, varsa diyecekleri sorulup, anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapıldıktan sonra denetime olanak sağlayacak şekilde hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, sanığın savunması alınmadan ilk hükmün açıklanması şeklinde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan açılan kamu davasının yapılan kovuşturması sonucunda 11.04.2013 tarih ve 2012/33 E., 2013/34 K. sayılı kararla 1 yıl 1ay 10 gün hapis cezası ile mahkûmiyete ve ödenmeyen 400 TL zararın 5271 sayılı CMK'nın 231/9. maddesi gereğince mağdura ödenmesi şartıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek, 17.05.2013 tarihinde kesinleşmesinin ardından, mahkemece sanığa 400 TL tutarındaki zararı gidermesi için ihtarlı davetiye tebliğ edildiği ve sanığın zararı gidermemesi üzerine dosya üzerinden verdiği 17.12.2014 tarihli ek karar ile önceki hükmü açıkladığı, ek kararın sanığın adresine 31.12.2014 tarihinde tebliğ edildiği ve temyiz edilmediğinden bahisle 12.01.2015 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmakla birlikte, suçtan zarar gören sıfatı ile yokluğunda verilen ek kararın ... Komando Alay Komutanlığına tebliğ edilmediği, dolayıyla usulüne uygun kesinleşmediği belirlenmekle, kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, 17.12.2014 tarihli ek kararın.... Komando Alay Komutanlığına tebliğ edilip, usulüne uygun olarak kesinleştirildikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup, (...) Asliye Ceza Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen 17.12.2014 tarih ve 2012/33 E., 2013/34 K. sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 23.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy