MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suça sürüklenen çocuk ... her ne kadar 06/09/2016 tarihli dilekçesiyle temyiz isteminden feragat etmiş ise de; 5271 sayılı CMK'nın 266/3. maddesine göre suça sürüklenen çocuğun zorunlu müdafii Av. ...'nun kararı temyiz etmesi karşısında öncelikle suça sürüklenen çocuğun zorunlu müdafiinin iradesine üstünlük tanınması gerektiği belirlenerek yapılan incelemede;
1-Suça sürüklenen çocuk ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükmün incelenmesinde,
Suça sürüklenen çocuk hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, 5271 sayılı CMK'nın 231/12. maddesi uyarınca itiraza tabi olduğu, bu kararın temyizi mümkün olmadığından, 5271 sayılı CMK'nın 264. maddesine göre de, kanun yolunun ve merciinin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, suça sürüklenen çocuk ve müdafiinin dilekçeleri itiraz niteliğinde kabul edilerek itirazın merciince incelenmesi için dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2- Sanıklar ... ve ... ile suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde,
Doğrudan hükmolunan adli para cezalarının miktar ve türüne göre; 14.04.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Yasa'nın 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 2. maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3.000 TL dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerinin temyizi mümkün olmadığından sanıklar ve müdafiileri ile suça sürüklenen çocuklar ve müdafiilerinin temyiz isteklerinin 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
3- Sanıklar ... ve ... ile suça sürüklenen çocuk ... hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından, suça sürüklenen çocuk ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
5237 sayılı TCK'nın 168.maddesi uyarınca, kısmi iade nedeniyle ceza indiriminden sadece iadede bulunan yararlanabileceğinden bu anlamda kısmi iadede bulunmayan sanık ve suça sürüklenen çocuklar hakkında etkin pişmanlık hükmünü uygulamayan mahkemenin kabul ve uygulamasında isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamenin sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında da aynı Kanun'un 168/2.maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkin bozma isteyen düşüncesine katılınmamış, suça sürüklenen çocuklar hakkındaki yargılamanın kapalı yapılması ve hükmün de kapalı oturumda açıklanması gerektiği gözetilmeyerek 5271 sayılı CMK'nın 185.maddesine aykırı davranılması telafisi mümkün olmadığından bozma nedeni yapılmamış, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53.maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin isteme aykırı olarak ONANMASINA, 28/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy