MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yokluğunda verilen kararın, talimatla savunmasının alınması sırasında mahkemeye bildirdiği ve bilinen son adresi olan “Rüstempaşa Mah. Burcu Sok. No:8/7, Sapanca/Sakarya” adresine tebliğe çıkartılmadan, doğrudan mernis adresine tebliğ olunduğu, bu yönüyle yapılan tebliğ işlemi geçersiz olduğundan, temyiz isteminin reddine ilişkin 01/03/2016 tarihli ek karar kaldırılmak suretiyle sanığın öğrenme üzerine yapmış olduğu temyiz istemi süresinde kabul edilerek yapılan incelemede;
1- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan kurulan hükmün incelenmesinde,
Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, 5271 sayılı CMK'nın 231/12. maddesi uyarınca itiraza tabi olduğu, bu kararın temyizi mümkün olmadığından, 5271 sayılı CMK'nın 264. maddesine göre de, kanun yolunun ve merciinin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, sanığın dilekçesi itiraz niteliğinde kabul edilerek itirazın merciince incelenmesi için dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2- Mala zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde,
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
3- Hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde,
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
a) Katılanın kapıları kilitli otomobilinin içinden işyerinin kapısının ve işyeri içinde bulunan çelik kasanın anahtarlarının alınmasından sonra, haksız yere elde bulundurulan bu anahtarlar ile katılana ait iş yerine girildikten sonra içerideki kasanın da bu anahtarlar kullanılarak kilidinin açılması ve kasa içinde bulunan 10.500 TL paranın çalınması şeklinde gerçekleşen eylemin 5237 sayılı TCK'nın 142/2-d maddesinde tanımlanan tek bir hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde aynı Kanun'un 142/1-b maddesi uygulanmak suretiyle sanığın ayrı ayrı iki kez cezalandırılmasına karar verilmesi,
b) İddianame ile sanık hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan 5237 sayılı TCK'nın 116/2. maddesinin uygulanması talebi ile dava açıldığı halde, aynı Kanun'un 116/4. maddesinin uygulanma ihtimaline göre ek savunma hakkı tanınmadan sanık hakkında TCK'nın 116/4. maddesi uyarınca yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1 maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca yeni hüküm kurulurken bozma öncesi hükmolunan yaptırımın (cezanın) ve sonuçlarının ağırlaştırılamayacağı kuralının gözetilmesine, 05/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.