Hırsızlık suçundan sanık ...’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 142/2-d ve 116/1. maddeleri gereğince 3 yıl, 2 yıl ve 6 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair ... Asliye Ceza Mahkemesinin 06/03/2012 tarihli ve 2011/28 esas, 2012/203 sayılı karar aleyhine ... Bakanlığınca verilen 14/10/2016 gün ve 9184/2016 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/10/2016 gün ve 2016/381812 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, sanığın olay tarihinde müştekiye ait konutun içerisinden müştekiye ait bulunan motorsikletin anahtarı ile müştekinin oğlunun cüzdan ve cep telefonunu alması akabinde, konut önünde bulunan motorsikleti çalıştırarak götürmekten ibaret eyleminde, hırsızlık suçuna konu eşyaların ayrı ayrı kişilere ait olabileceğini bildiğine dair delil bulunmaması karşısında, eyleminin bir hırsızlık suçunu oluşturacağının kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında iki ayrı hırsızlık suçundan hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayininde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın baba-oğul olan müştekilere ait eve girerek, evin giriş kapısının önünde bulunan ve teras olarak kullanılan yerdeki TV üzerinde bulunan müşteki ...'ya ait cüzdan ve cep telefonunu çaldıktan sonra, yine TV üzerindeki anahtarı alarak müşteki ...'ya ait evin yola uzanan beton zeminli bahçesinde bulunan motosikleti çalma şeklinde gerçekleştirdiği hırsızlık eyleminde; sanığın birden fazla müştekiye ait eşyadan hırsızlık yaptığını açıkça bilebilecek durumda olmadığı ve bu itibarla eylemlerinin tek suç olarak değerlendirilip 5237 sayılı TCK'nın 142/2-d maddesi kapsamında hüküm kurulması gerekirken sanık hakkında hem TCK'nın 142/2-d maddesi hem de aynı Kanunun 142/1-b maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (...) Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 06/03/2012 tarih ve 2011/28 E. - 2012/203 K. sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi uyarınca BOZULMASINA, hüküm kısmından sanığa TCK'nın 142/1-b maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası verilmesine ilişkin kısmın çıkartılmasına, bu madde uyarınca tayin olunan 2 yıl hapis cezasının çektirilmemesine, infazın TCK'nın 142/2-d maddesi uyarınca verilen 3 yıl hapis cezası üzerinden yapılmasına, hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 21.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy