MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık soruşturma aşamasında, olay günü saat 23.00 sıralarında iş yerine girdiğini beyan etmesi karşısında; hırsızlık suçunun gece vakti gerçekleştiği halde, sanık hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK'nın 143/1. maddesi uyarınca cezasında arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
II-Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Sanık soruşturma aşamasında, olay günü saat 23.00 sıralarında iş yerine girdiğini beyan etmesi karşısında; iş yeri dokunulmazlığını bozma suçundan TCK’nın 116/4. maddesi gereğince hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin objektif koşullarından birisi de suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi olduğu, ancak herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşulun aranmayacağı, iş yeri dokunulmazlığını bozma suçunun zarar doğurmaya elverişli suçlardan olmadığı gözetilmeden, adli sicil kaydına göre suç tarihinde sabıkasız olduğu anlaşılan sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen sanığın “kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi ve Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde takdirin gerekçelerinin kararda gösterilmesi gerekirken, ''katılanın zararı giderilmediğinden CMK'nın 231/6.c maddesindeki şart oluşmamakla...'' biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3-Sanık hakkında mala zarar verme suçu yönünden, sanığın 15/01/2016 tarihli duruşmada, hakkında lehe hükümlerin uygulanmasına dair isteğinin, 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesi uyarınca tayin olunan kısa süreli hapis cezasının seçenek tedbirlere çevrilmesi talebini de içerdiği halde, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
4-Kabul ve uygulamaya göre de;
Lehe hükümlerin uygulanmasını isteyen sanık hakkında, iş yeri dokunulmazlığını bozma suçundan hükmedilen kısa süreli hapis cezasının TCK’nın 50. maddesi gereğince seçenek tedbirine çevrilmesi gerekip gerekmediğinin tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 26/06/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy