MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Hüküm tarihine kadar yapılan yargılama gideri toplamından sanığın payına düşen miktar, 5271 sayılı CMK'nun 324/4 maddesinde atıfta bulunulan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutar olan 20,00 TL'den az olduğu halde yargılama giderinin sanıktan tahsiline karar verilmiş ise de, hüküm kesinleşinceye kadar yapılacak yargılama giderlerinin de toplam yargılama gideri kapsamında olması nedeniyle hükmün kesinleştiği tarihte sanıktan tahsili gereken yargılama giderinin yukarıda açıklanan terkin edilmesi gereken miktardan az olması halinde Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 141/1. maddesinde düzenlenen suçun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, (Her ne kadar dosya kapsamında müşteki olarak ...’nin ifadesi alınmış ise de, ...'nin aşamalardaki beyanlarında, suça konu demirlerin çalındığı evin yurt dışında yaşayan... isimli bir şahsa ait olduğunu beyan ettiğinin ve soruşturma aşamasında kollukça düzenlenen 16/03/2014 tarihli tutanakta yurt dışında bulunan söz konusu şahsa telefonla ulaşıldığında şahsın şikayetçi olduğunun belirtildiğinin anlaşılması karşısında, katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar gören ve davaya katılma hakkı bulunan ev sahibinin açık kimlik bilgileri tespit edilerek) uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2-Kabule göre de;
Sanık ...'un temyiz dışı sanık ... ile birlikte suç tarihinde 586 sokak No: 36 sayılı adreste bulunan metruk binanın 5 adet pencere demir korkuluklarını sökerek aldıktan sonra, haber merkezinden yapılan bildirim üzerine olay yerine intikal eden kolluk görevlilerince aynı sokakta No: 40 ilerisinde suça konu eşyalarla birlikte yakalanmaları şeklinde gerçekleşen olayda, hırsızlık eylemi tamamlandığı halde teşebbüs hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza belirlenmesi,
3-Hırsızlık suçunun tamamlanmasından sonra yakalanan sanığın suça konu eşyaları aldıkları yeri göstermek suretiyle henüz yasal müracaat bulunmadan eşyaların iadesini sağladığı ve bu sebeple sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 168/1. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri gereğince cezasından indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4-Suça konu eşyaların değer tespitinin yapılmadığının anlaşılması karşısında, suça konu eşyaların değer tespiti yapılarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 145. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
5-Sanığın adli sicil kaydında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar varsa da, atılı suçların 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesinin yürürlüğe girmesinden önce işlendiği dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesinde belirtilen “denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” nesnel koşulunun bulunmadığı, bu nedenle sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinde belirtilen diğer koşulların oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken “sanık hakkında daha önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunması dikkate alınarak” biçimindeki yasal olmayan ve yetersiz gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 08/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.