MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın bozmadan sonra istinabe mahkemesinde 11/07/2014 tarihli duruşmada alınan ifadesinde, müdafii istemediğini beyan ettiği gibi, 5271 sayılı CMK'nın 150. maddesinin 2. ve 3. fıkraları gereğince de sanığa zorunlu müdafi atanmasını gerektirecek bir durum da bulunmadığı halde, sanığa bozmadan önce atanan müdafiiye gerekçeli kararın 15/10/2014 tarihinde tebliği üzerine, karar sanık müdafii Av. ... tarafından süresinde temyiz edilmiş ise de, anılan müdafiinin sanık hakkında verilen kararı temyize yetkisinin bulunmadığı gözetilerek, yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün bizzat sanığa tebliğinin gerektiği, ancak sanığın 11/07/2014 tarihli ifadesi sırasında bildirdiği son bilinen adresinden farklı olan eski MERNİS adresine çıkarılan tebligatın posta memurunca tespit edilen yeni adrese sevk edilip, bu adreste sanığın bulunmama sebebinin kime sorulduğu yazılmadan 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre yapılan tebliğ işleminin geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında, gerekçeli kararın ve Dairemizin iade kararının sanık ...'a usulüne uygun şekilde (sanığın cezaevinde olması halinde cezaevinde tebliği, aksi halde ifadesinde bildirdiği son bilinen adresine kararın tebliği, bu adrese de tebliğ yapılamaması halinde güncel MERNİS adresine tebliğ yapılmak suretiyle) tebliğ edilerek, tebliğ belgesi ile birlikte verilmesi halinde temyiz dilekçesi de eklendikten sonra incelenmek üzere iadesinin mahallince sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 17/10/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy