MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet, temyiz isteminin reddi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1) Sanık ...’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yokluğunda verilen ve 28.01.2013 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükmü, 1412 sayılı CMUK'nın 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 21/02/2013 tarihinde temyiz eden sanık ...’ın temyiz isteminin aynı Kanun'un 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
2) Sanıklar ... ve ...’in temyiz itirazlarının incelenmesinde;
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun bilinen adreste tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. 6099 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır. Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 48. maddesinde “bu Yönetmelik hükümleri uyarınca kendisine tebligat yapılamayan, tebliğ memuru tarafından adresi tespit edilemeyen, adres kayıt sisteminde de yerleşim yeri adresi bulunmayan kişinin adresinin tespiti için tebligatı çıkaran merci tarafından adres araştırması yapılır. Tebligatı çıkaran merci, muhatabın adresini öncelikle resmî veya özel kurum ve dairelerden, bunlardan sonuç alınamadığı takdirde kolluk vasıtasıyla araştırabilir ve tespit ettirebilir. Yapılan araştırmalara rağmen muhatabın adresinin tespit edilememesi halinde adres meçhul sayılır. Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır.” şeklinde hüküm bulunmaktadır.
Somut olayda sanık ...’ın mahkemeye bildirdiği “...” adresine tebligat yapılamadığı, mahkeme kalemi tarafından sanıkla telefonla irtibata geçildiğinde “Demokrasi Mahallesi Honaz Denizli” adresinde çadırda oturduğunu bildirmesi üzerine bu adrese tebligat yapıldığı ancak adres yetersizliği ve muhatabın tanınmaması nedeniyle evrakın tebliğ edilemediği, bunun üzerine 13.06.2013 tarihinde ilanen tebligat yapıldığı, Uyap kayıtlarına göre sanığın adres kayıt sistemindeki adresinin “...” olduğu, dosyada bu adrese tebligat çıkarıldığına ilişkin belgeye rastlanmadığı, yukarıdaki açıklamalar ışığında adres kayıt sistemindeki adrese tebligat yapılmadan ve Tebligat Kanunu’nun 28/3 maddesine göre de adres araştırması yapılmadan ilanen tebligat yapıldığından tebligatın geçersiz olduğu anlaşılmakla, sanığın öğrenme ile yaptığı temyizin süresinde olduğu kabul edilerek ve mahkemenin 13.12.2013 tarihli temyiz isteminin reddine dair ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
Konut dokunulmazlığını bozma suçu birden fazla kişiyle işlendiği halde sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün kısmen istem gibi ONANMASINA, 25.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy