MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dairemizin 18/01/2016 tarih, 2015/6743 E. – 2016/573 K. sayılı iade kararı üzerine, mahkemece dosyanın onaylı örneğinin gönderildiği belirlenerek yapılan incelemede;
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 18/03/2008 günlü 2008/9-7-56 ve 13.05.2008 günlü 2008/10-101-113 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, “kendisine zorunlu savunman atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu savunmana yapılan tefhim veya tebliğ kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmaz. Bu durumda zorunlu savunman velev ki sanığın lehine gibi görünen bazı işlemler yapmış olsa; örneğin temyiz dilekçesi vermiş olsa dahi, hükmün sanığın kendisine de tebliğ edilmesi ve sanık tarafından temyiz dilekçesinin verilmesi halinde, temyiz isteminin kabul edilmesi" gerektiğinin belirtilmesi karşısında; sanığın 03/02/2014 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1- Sanık hakkında müşteki ...'e yönelik hırsızlık suçu nedeniyle kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz isteminin yapılan incelemesinde;
5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Kanun'un 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı, 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK'nın 493/1. maddesinde yer alan suçun ögelerinin farklı olduğu; sanığın suç tarihinde gece sayılan zaman diliminde, temyiz dışı sanıklar Hüseyin ve Kadir ile birlikte müştekinin işyerine geldikleri, sanığın işyerinin muhkem kapı kilidini kırmak suretiyle içeri girip suça konu eşyaları çaldığı, bu sırada diğer sanıkların gözcü olarak dışarıda beklemeleri şeklinde gerçekleşen olayda sanığın eyleminin, 5237 sayılı
TCK'nın 142/1-b, 143 maddesine uyan hırsızlık suçunun yanı sıra, aynı Kanun'un 151/1, 116/1-4, 119/1-c maddelerindeki mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarını da oluşturduğu gözetilerek, suç tarihi itibari mala zarar verme suçunun uzlaşma kapsamında olduğu da değerlendirilerek, mala zarar verme suçundan 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemleri yapılıp sonucuna göre, sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK'nın 493/1-son maddeleriyle 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b, 143, 151/1, 116/4 119/1-c maddeleri uyarınca verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa hükümlerinin belirlenmesi gerektiği gözetilmemiş ise de, mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından herhangi bir uygulama yapılmaması ve verilen sonuç cezanın açıkça sanık lehine olması ve karşı temyiz bulunmaması nedeniyle bu hususlar bozma nedeni yapılmamış; 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında katılan ...'ya yönelik hırsızlık suçu nedeniyle kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz isteminin yapılan incelemesinde;
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanığın suç tarihinde gece sayılan zaman diliminde, temyiz dışı sanıklar Hüseyin ve Kadir ile birlikte katılanın işyerine geldikleri, sanığın işyerinin ahşap kapısını tornavida ile zorlamak suretiyle açarak içeri girip suça konu eşyaları çaldığı, bu sırada diğer sanıkların gözcü olarak dışarıda beklemeleri şeklinde gerçekleşen olayda, 07/02/2005 tarihli olay ve görgü tutanağında işyerinin ahşap olan kapsının sert bir cisimle zorlanmak suretiyle açıldığının belirtildiği, bunun dışında zorlanarak açılan ahşap kapının sağlamlığı ve muhkemliği konusunda herhangi bir tespit yapılmadığının anlaşılması karşısında; öncelikle suça konu kapının sağlam ve muhkem olup olmadığı duraksamaya yer bırakmayacak biçimde saptandıktan ve yine suça konu sigaraların değer tespiti de yapılarak 765 sayılı TCK'nın 522. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı da kesin olarak tespit edildikten sonra; kapının sağlam ve muhkem olması ve sigaraların çalınan bozuk paralarla birlikte
değerinin hafif/pek hafif olması halinde 765 sayılı TCK’nın 493/1-son (aykırılığı halinde ise 765 sayılı TCK'nın 492/1-son maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı) 522 maddelerine göre, 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan 142/1-b, 143/1, 151/1, 116/2-4 119/1-c maddeleri gereğince uygulama yapılıp, denetime olanaklı biçimde sonuç cezalar belirlenmek suretiyle karşılaştırma yapılarak lehe olan yasa belirlenerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 13/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy