MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinin 1. fıkrasına göre hakim, somut olayda; bu fıkrada yedi bent halinde sayılan hususları ve aynı Kanun'un 3. maddesinin 1.fıkrasındaki “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenlemeleri gözönünde bulundurarak işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler. Cezanın iki sınır arasında tayin ve takdiri mahkemenin yetkisi içinde ise de, hakim bu takdir hakkını adalet ve nesafet kuralları ile sınırlı olarak kullanmalıdır.
Katılana ait oturulmayan evin korkuluğu sökülerek ve pencere camı kırılarak evden kombi ve tüm muslukların çalınması şeklindeki olayda, TCK'nın 61. maddesinde belirtilen "suçun işleniş şekli,suç konusunun önem ve değeri ile işlenen suç nedeni ile mağdurun ve kamunun uğradığı zarar ,suçun işlenmesi nedeni ile meydana gelen tehlikenin ağırlığı suça sürüklenen çocuğun suç işlemek konusundaki kararlılığı göz önünde bulundurularak kastının yoğunluğu" gibi nedenler somut biçimde tartışılmadan, soyut biçimdeki gerekçelere dayanılarak, adalet ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine aykırı olarak üst sınırdan ceza tayini,
2-5237 sayılı TCK'nın 50/3. maddesi uyarınca daha önce hapis cezasına mahkûm edilmeyen ve fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan hükmolunan kısa süreli hapis cezasının aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Suça sürüklenen çocuğun hükmün açıklandığı 25/02/2016 tarihli celsede 18 yaşını doldurduğu ve 5271 sayılı CMK'nın 182, 184 ve 186. maddeleri uyarınca verilmiş ayrı bir “kapalılık kararı” da bulunmadığı, buna göre duruşmanın anılan Kanun’un 182. maddesi uyarınca “herkese açık” bir şekilde yapılması ve hükmün de “açık yapılan duruşma sırasında” tefhim edilmesi gerektiği gözetilmeden, 25/02/2016 tarihinde duruşmanın kapalı yapılması, hükmün de kapalı duruşmada gizlice tefhim edilmesi suretiyle “açıklık kuralının” ihlâl edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 02/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy