MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık ... hakkında verilen hükme yönelik Av....'in temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık ...'in 11.09.2012 tarihli duruşmada avukat istemediğini, savunmasını bizzat kendisinin yapacağını bildirmesine ve hükmü temyiz etmesine karşın, soruşturma aşamasında sanık müdafii olarak görev yapan ve sanığın da hazır bulunduğu duruşmaya katılan bozma ilamından önce sanık müdafii olarak görev üstlenen Av. ...'in sanık hakkındaki hükmü temyize yetkisi bulunmadığından temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık ... hakkında verilen hükme yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık yakalandığında suça konu eşyaları sattığı kişiyi söyleyerek, eşyaların uydu cihazı dışında iadesini sağlamışsa da; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.03.2013 gün ve 2012/6-1232 Esas - 2013/106 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 763. maddesi uyarınca suça konu eşyayı bir üçüncü kişiye satmak suretiyle zilyetliği devreden sanığın, satıştan elde ettiği menfaati iade etmeden üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayan eşyayı sattığı yeri göstermesi, etkin pişmanlık olarak değerlendirilemeyeceği gibi, eşyanın satın alınan kişiden alınarak mağdura iade edilmiş olması da 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesi kapsamında sanıklar tarafından gerçekleştirilmiş bir iade veya tazmin olarak olarak kabulünün mümkün olmaması nedeniyle, sanık hakkında koşulları bulunmayan 5237 sayılı TCK'nın 168/1. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni
yapılmamış; ayrıca sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanırken etkin pişmanlığın soruşturma aşamasında gerçekleştiği kabul edildiği halde indirim oranının 1/2'den fazla olması gerektiği gözetilmeden sanığın TCK'nın 142/1-b maddesi üzerinden belirlenen cezasından 1/3 oranında indirim yapılmış ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.03.2008 gün ve 47/43 sayılı kararında açıklandığı üzere, yukarıda eleştiri konusu yapılan ve sanığın gerçekte alması gereken ceza miktarından daha az bir ceza almasına yol açan mahkeme uygulamasının sanığın lehine olması nedeniyle, bu yanılgılı uygulamada yapılan hatadan ötürü ikinci kez atıfet sağlayacak şekilde bozma yapılmasının adalet ve hakkaniyete uygun olmayacağı anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamış; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Avukat ...'in zorunlu müdafii olarak görevlendirilmesi nedeniyle sorguda hazır bulunduğu, kovuşturma aşamasında sanık ile aynı duruşmada hazır bulunmuş ise de; sanığın kovuşturma aşamasında ilk oturumda savunması alınırken müdafii istemediğini açıkça bildirdiği, bu nedenle Avukat ...'in müdafilik görevinin sona ermesi karşısında, zorunlu müdafi için ödenen avukatlık ücretinin sanığa, yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasının yargılama giderleriyle ilgili bölümdeki "zorunlu müdafi gideri 294,00 TL" ibaresinin çıkartılmasına, karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy