MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141, CMK'nın 34/1, 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay'ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, suça sürüklenen çocuk hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün neden açıklandığına ilişkin gerekçeyle yetinilip yazılı şekilde gerekçesiz hüküm kurulması,
2- Nüfus kaydına göre, 17/09/1994 doğumlu olan ve 18 yaşını tamamlamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında bozmadan sonra yapılan 17/10/2014 tarihli duruşmada, açık yargılamaya başlandığı ve kısa kararın açıklanmasından önce de açık yargılamaya son verildiği belirtilmesine karşın, yasa yolu bildiriminden sonra kararın hüküm fıkrasının kapalı duruşmada okunduğu belirtilerek çelişkiye neden olunması ve bu şekilde CMK’nın 185/1. maddesine aykırı davranılması,
3- Suça sürüklenen çocuk için 5271 sayılı CMK'nın 150/2. maddesi uyarınca zorunlu olarak görevlendirilen müdafii, hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı son oturumda hazır bulundurulmadan hüküm kurularak aynı Kanun'un 188/1. maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 09/05/2018 gününde 1. ve 2. bend için oybirliğiyle 3. bend için oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Erzurum Çocuk Mahkemesinin 17.10.2014 tarihli 2014/372 esas ve 2014/603 karar sayılı kararıyla 05.03.2012 tarihinde işlenen hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığını bozma suçlarından dolayı 17.09.1994 doğumlu suça sürüklenen çocuk ...’ın mahkumiyetine karar verilmiştir.
17.10.2014 tarihli karar duruşmasına suça sürüklenen çocuk ... ve kendisine suç tarihinden sonra CMK’nın 190/2. maddesi gereğince atanan müdafi Av....’a tebliğ edilmiş ve suça sürüklenen çocuk müdafii Av.... kararı 14.11.2014 tarihinde temyiz etmiştir. Yargıtay Başsavcılığı’nın bozma talepli tebliğnamesi 16.06.2016 tarihinde suça sürüklenen çocuğa bizzat tebliğ edilmiş ve kararı da suça sürüklenen çocuk müdafii temyiz ettiğinden dolayı, dairemizce temyiz incelemesi yapılmıştır.
Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından dolayı Erzurum Çocuk Mahkemesinin 27.09.2012 tarih ve 2012/127 E-2012/444 sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 31.10.2012 tarihinde kesinleştiği, sonrasında Erzurum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.03.2014 tarih ve 2013/37 E, 2014/137 K sayılı ilamı ile Hırsızlık suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve suça sürüklenen çocuğun denetim süresinde suç işlediğinden bahisle Erzurum Çocuk Mahkemesinin 2014/372 E sayılı dosyasına CMK’nın 231/11. maddesi kapsamında bildirimde bulunulmuş olup, suça sürüklenen çocuk duruşma gün ve saatini bildirir davetiyeye rağmen kararın verildiği 17.10.2014 tarihli duruşmaya mazeretsiz olarak katılmamış ve mahkemece yokluğunda hüküm kurmuştur.
Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf, bu durumun CMK’nın 188. maddesi anlamında savunma hakkının kısıtlanması sayılıp sayılmayacağı noktasındadır. Suç tarihinde 17 yaşında olan suça sürüklenen çocuk ... tüm savunmalarını CMK’nın 150/2. maddesi gereğince atanan müdafi Av....huzurunda yapmıştır. Son duruşmadan haberi olup da mazeretsiz olarak suça sürüklenen çocuğun oturuma katılmaması keyfi bir davranış olup yargılamanın uzaması sonucunu doğurmaktadır. Karar duruşmasında 18 yaşını çok önceden bitirilmiş olması ve suça öngörülen cezanın asgari haddinin 5 yıldan az olması nedeniyle zorunlu müdafilik durumu da ortadan kalkmıştır. Sadece önceden atama yapılıp, sonradan vazgeçme vb. durumlar olmadığı için müdafilik görevi devam etmektedir. 694 sayılı KHK ile CMK’nın 216/3. fıkrasına ekleme yapılarak, zorunlu olarak atanan müdafinin gelmediği durumlarda, hazır olan sanığa son söz verilerek duruşmanın bitirileceği hükme bağlanmış ve 696 sayılı KHK ile CMK’nın 188. maddesine ilave yapılarak, yine zorunlu müdafinin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi halinde kararın verilebileceği dile getirilmiştir. Bu iki değişiklikle zorunlu müdafilik için bile, keyfi olarak yargılamanın uzatılmasının önüne geçilmek istenmiştir. Dosyamızda yukarıda açıklandığı gibi, karar duruşması için zorunlu değil ihtiyari müdafilik durumu söz konusudur.
Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 2015/18476 sayılı kararında; “Ceza muhakemesinde geçerli derhal uygulama ilkesi gereğince, suça sürüklenen çocuğun fiili işlediği esnada 15-18 yaş grubunda olmasına rağmen iddianamenin düzenlendiği, kamu davasının açıldığı ve savunmasının alındığı tarihler itibariyle 18 yaşını doldurduğu ve kovuşturma aşamasında yapılan işlemlerde artık zorunlu müdafiliğin uygulanmasına gerek bulunmadığına” karar verilmiştir.
Keza yine, 13. Ceza Dairesinin 2017/7686 sayılı kararında; “Suça sürüklenen çocuğun bozma sonrası beyanının alındığı 17.12.2015 tarihli duruşmada müdafii ile birlikte savunma yapmaya hazır olduğunu beyan etmesine rağmen, 18 yaşını doldurduğu ve müdafii olmaksızın savunmasını da yaptığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.” şeklinde ibareler mevcuttur.
Somut dosyamızda da, sanığın 18 yaşını ikmal etmesinden sonra, Erzurum 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/37 esas sayılı dosyasından yapılan CMK’nın 231/11.maddesi kapsamındaki ihbarına karşı kendisine meşruhatlı davetiye tebliğ edilip mazeretsiz olarak katılmamasından sonra, mahkemenin gıyapta karar vermesi; keyfiliği ve yargılamayı uzatmayı engeleyici davanın zamanaşımına uğramasını önleyici mahiyette görülüp, bu durum tarafımızca savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde görülmediğinden, sayın çoğunluğun Dairemiz kararının sadece 3. bendi yönündeki bozma görüşüne katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy