MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ...'in bozmadan sonra istinabe mahkemesinde 16/09/2013 tarihli duruşmada alınan ifadesinde, müdafi istemediğini belirttiği gibi, 5271 sayılı CMK'nın 150. maddesinin 2. ve 3. fıkraları gereğince de sanığa zorunlu müdafi atanmasını gerektirecek bir durum da bulunmadığı halde, sanığa bozmadan önce mahkemenin talebi üzerine atanan müdafiinin yüzüne karşı tefhim edilen 10/12/2013 tarihli karar, sanık ... müdafii Av. ... tarafından temyiz edilmiş ise de, anılan müdafiinin sanık ... hakkında verilen kararı temyize yetkisinin bulunmadığı gözetilerek, yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün bizzat sanık ...'e tebliğinin gerektiği, ancak kararın sanığa tebliğ edildiğine dair dosyada bir belgeye rastlanmadığından, gerekçeli kararın ve Dairemizin iade kararının sanık ...'e usulüne uygun şekilde (sanığın cezaevinde olması halinde cezaevinde tebliği, aksi halde ifadesinde bildirdiği son bilinen adresine kararın tebliği, bu adrese de tebliğ yapılamaması halinde güncel mernis adresine tebliğ yapılmak suretiyle) tebliğ edilerek, tebliğ belgesi ile birlikte verilmesi halinde temyiz dilekçesi de eklendikten sonra incelenmek üzere iadesinin mahallince sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 26/09/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.