MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan vekili tarafından 20.05.2014 tarihli ek karara yönelik yapılan temyiz itirazları ile sanık tarafından 29.04.2014 tarihli asıl karara yönelik yapılan temyiz itirazlarının birlikte incelenmesinde;
Sanık hakkında TCK’nın 163/3. maddesi gereğince 60 tam gün sayısı tercih edilerek, aynı Kanun’un 52/2. maddesi gereğince bu birim sayısının sonuç olarak 1.000,00 TL adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiş ise de; aleyhe temyiz olması nedeniyle aleyhe temyiz olması nedeniyle TCK’nın 163/3. maddesindeki yaptırımın hapis cezası olması ve alt sınırdan ceza tayin edilse dahi aynı Kanun’un 50/2. maddesi uyarınca bu cezanın adli para cezasına çevrilmesi halinde, hüküm tarihi itibariyle hükmün temyiz kabiliyetini ortadan kaldırmayacağı cihetle, hükmün temyizi kabil olduğu belirlenerek mahkemenin 20.05.2014 gün ve 1303-98 sayılı temyiz isteminin reddine dair ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
1- 5271 sayılı CMK'nın 191. ve 147.maddeleri gereğince sanığın sorgusu yapılıp savunması saptanmadan mahkumiyetine karar verilmesi,
2- 02.07.2012 tarihinde kabul edilip 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkındaki” Kanun'un geçici 2. maddesinin 1. ve 2. fıkrası hükümleri birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, "yapılan değişiklikle amaçlananın bu kapsam dâhilindeki suçlar bakımından kurum zararının ödenmesi halinde, olayın sanık ya da sanıkları hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilerek işin esasına girilmesinin önlenmesi" olduğu değerlendirilip, anılan Kanun'un geçici 2. maddesi gereğince; sanığa, “şikâyetçi kurumun bilirkişi tarafından tespit edilen vergi ve cezalardan arındırılmış gerçek zararını gidermesi halinde hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verileceği” hususunda bildirimde bulunulduktan sonra yasal sürenin geçmesi nedeni ile sanığa makul bir süre de tanınıp bu süre beklenilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininin gerekli olduğu gözetilmeden, ödeme ihtaratı yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 05.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy