Nitelikli hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından suça sürüklenen çocuk ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 151/1, 31/2 (iki kez) ve 62. (iki kez) maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 50 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesi delaleti ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına, iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçundan açılan davanın uzlaşma nedeniyle düşmesine dair İstanbul 3. Çocuk Mahkemesinin 17/06/2010 tarihli ve 2008/167 esas, 2010/167 sayılı kararını müteakip, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b, 151/1, 31/2 (iki kez), 62. (iki kez), 50/1-a ve 52/2. (iki kez) maddeleri uyarınca 6.000,00 ve 1.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 3. Çocuk Mahkemesinin 11/10/2016 tarihli ve 2016/244 esas, 2016/491 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 02/05/2017 gün ve 94660652-105-34-14263-2016 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/05/2017 gün ve 2017/29310 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre; suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının kesinleşme tarihinin 02/07/2010, denetim süresi içerisinde yeniden işlediği suç tarihinin ise 03/07/2010 olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince 02/07/2010 ila 03/07/2010 tarihleri arasında dava zamanaşımı süresi duracağından ve suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddeleri gereğince uzatılmış dava zamanaşımı süresinin 6 yıl olduğu da dikkate alındığında, kararın verildiği tarih itibariyle bu sürenin ziyadesiyle geçtiği gözetilmeden, suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davalarının dava zamanaşımının dolması nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, hakkındaki hükümlerin açıklanmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 8. fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve maddenin 11. fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zamanaşımının,
denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, dosya kapsamına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 02.07.2010 tarihi itibariyle duran zamanaşımının kesinleşen sonraki mahkûmiyete konu suçun işlendiği 03.07.2010 günü yeniden işlemeye başladığı belirlenerek yapılan incelemede;
Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğun hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından eylemine uyan TCK'nın 142/1-b, 151/1 ve 31/2 maddelerinde öngörülen cezaların üst sınırına göre TCK'nın 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddeleri uyarınca hesaplanan 6 yıllık zamanaşımının, suçun işlendiği 10.06.2007 gününden karar tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden, suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi yerine yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (İSTANBUL) 3. Çocuk Mahkemesinden verilip kesinleşen, 11.10.2016 gün ve 2016/244 E., 2016/491 sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle; açılan kamu davasının, CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, hükmolunan cezaların kaldırılmasına, 27.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy