Hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından sanık ...’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 35, 62/1, 50/1-a, 52/2 ve 151/1. maddeleri uyarınca 4.000,00 Türk lirası ve 2.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair İSTANBUL 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/11/2016 tarihli ve 2014/212 esas, 2016/45 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 05/05/2017 gün ve 3061-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/05/2017 gün ve 2017/33182 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 26/05/2014 tarihli, 2013/124681 soruşturma, 2014/26685 esas ve 2014/7282 sayılı iddianamesi ile sanık ...’in 09/09/2013 günü müştekiye ait ...plaka sayılı park halindeki kilitli vaziyette aracın kelebek camını kırıp içinde bulunan çantayı aldıktan sonra kaçmak isterken yakalandığından bahisle 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 35/1 ve 151/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında, sanık ... Canbeker’in Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/03/2015 tarihli ve 2015/124 değişik iş sayılı yakalama zabtında alınan beyanında, eylemin halen Silivri Cezaevine bulunan abisi ... tarafından gerçekleştirildiği, abisinin kendisinin kimlik bilgilerini verdiğini, daha önceden de aynı şekilde kendisinin kimlik bilgilerini verdiğini beyan ettiği, hırsızlık ve mala zarar verme eyleminin gerçekleştirildiği araç üzerinden olay sonrasında alınan kan örneğinin İstanbul Kriminal Polis Labaratuvarına gönderilmesi neticesinde de alınan 20/12/2013 tarihli ve BİY 2013/9898 sayılı raporda, incelenen kan örneğinin emniyet veri tabanında bulunan...e ait kan örneği ile %99.99999 oranında aynı olduğunun bildirildiğinin belirtilmesi karşısında, eylemin sanığın savunmasında belirtiliği üzere kardeşi olan ve...tarafından gerçekleştirildiği iddiasının araştırılması, bu kapsamda sanık ...’in imza örnekleri ile soruşturma aşamasında ... adına atılan imzaların mukayese edilmesi, ifadeyi alan ve ...’in yakalandığı yönünde 09/09/2013 tarihli tutanakta imzası bulunan kolluk görevlilerin beyanlarının saptanması neticesinde eylemin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin tespiti neticesinde sanığın hukuki durumunun takdir edilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın kovuşturma aşamasında suçu kardeşi ...’in işlediği ve ..'nin kendisinin kimliğini kullandığı yönündeki savunması üzerine olay sonrası suçu işlediği iddia edilen ve sanığın ismi ile işlem yapılan kişiden alınan kan numunesinin dosyada mevcut 20.12.2013 tarihli Uzmanlık Raporu içeriğine göre ... ile uyumlu olduğu tespit edilmiş ise de; öncelikle mahallinde ... isimli şahıs hakkında dava açılması sağlanarak, yapılacak araştırma sonucunda asıl suçlunun bu şahıs olduğunun saptanması halinde, sanık ... hakkında CMK’nın 311. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulabileceği belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma; kesinleşmiş hakimlik veya mahkeme kararlarına karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Bu yasa yolu ile kanunların aynı (tek) biçimde uygulanması, Yargıtay denetiminden geçmeksizin kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.
Kanun yararına bozmanın konusu hukuka aykırılıkların giderilmesi olunca, ayrıntıları 26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, yasaya aykırılık halleri uygulamadaki yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarından ibarettir.
İnceleme konusunu oluşturan davada olduğu gibi olayla ilgili delillerin toplanıp değerlendirilmesi yapıldıktan sonra verilen kararlarla ilgili olarak, delillerin takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünden ya da eksik kovuşturma ile karar verildiğinden söz edilerek kanun yararına bozma yasa yoluna başvurma olanağı bulunmadığı nazara alınarak (İSTANBUL) 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.11.2016 gün, 2014/212 E., 2016/45 K. sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 27.09.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.