Hırsızlık suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141/1 maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/04/2016 tarihli ve 2015/561 esas, 2016/309 sayılı kararının infazı sırasında, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişiklik nedeni ile infazda tereddüt hasıl olduğundan değerlendirme yapılması talebi üzerine, kesinleşen kararlar bakımından uzlaşma hükümlerinin uygulanmasına yasal olanak bulunmadığından bahisle talebin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 15/12/2016 tarihli ve aynı sayılı ek kararına yönelik yapılan itirazın reddine dair mercii Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/02/2017 tarihli ve 2017/183 değişik iş sayılı karar aleyhine ... Bakanlığınca verilen 13/06/2017 gün ve 94660652-105-07-3291-2017 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/06/2017 gün ve 2017/39251 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/10/2007 tarihli ve 2007/4-200 esas, 2007/219 sayılı ilâmında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 253 ve 254. maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara da uygulanabileceği, bu uygulamanın sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacağı, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesindeki" suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki hüküm uyarınca, kesinleşmiş kararlar bakımından da uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği cihetle; hükmün infazının durdurularak, 5271 sayılı Kanunu’nun 253. maddesindeki esas ve usullere göre uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi için yargılama dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık ...’un yokluğunda verilen 26.04.2016 gün ve 2015/561 E., 2016/309 K. sayılı mahkûmiyet kararının, sanığın yakalama emri üzerine Gölbaşı 2. Asliye Ceza Mahkemesince alınan savunması sırasında beyan ettiği adrese
tebliğe çıkartılıp, bu tebligatın 11.05.2016 tarihinde "muhatabın taşındığı" gerekçesiyle iade edilmesi üzerine, mahkemece sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığı araştırılarak, olmadığının tespiti halinde ancak daha önce usulüne uygun tebligat yapılması şartı ile 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre eski adrese tebliğ işlemi yapılması gerekirken, mernis adresi olmadığı tespit edilmekle birlikte, daha önce usulüne uygun herhangi bir tebliğ yapılmamış bu adrese 35. maddeye göre yapılan tebliğ işlemi geçersiz olduğundan hükmün usulüne uygun kesinleşmediği ve sonraki tüm işlemlerin hukuken geçersiz olduğu belirlenmekle, kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, 26.04.2016 gün ve 2015/561 E., 2016/309 K. sayılı kararın hükümlüye tebliğ edilip, usulüne uygun olarak kesinleştirildikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup (ALANYA) 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2017 gün ve 2017/183 D. İş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 04.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.