Hırsızlık suçundan sanık ... hakkında yapılan duruşma sonunda; sanığın mahkumiyetine dair Sakarya 4. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 17.10.2011 tarih, 2010/146 - 2011/571 sayılı hükmün Dairemizin 16/09/2013 gün ve 2013/19586 - 2013/20502 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş, dairemizce verilen bu karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2017 gün ve 2017/52146 sayılı yazısı ile '' Yargılama sırasında ölmesi nedeniyle hakkında kamu davasının düşürülmesine karar verilen sanık ...'in yanında başka biri olduğu halde, müşteki ... ile tanık ...'in işlettiği işyerine müşteri olarak girip çıkmalarından sonra, müştekiye ait cep telefonunun çalındığı anlaşılmıştır. Müşteki ve tanık, olayı farkederek peşlerinden gitmiş ve sanık ...'i yakalayarak kolluk görevlilerine teslim etmiştir. Sanık ... yakalandığında, hırsızlık yapmadıklarını, yanında bulunan diğer kişinin sanık ... olduğunu söyleyerek, ona ait cep telefonunu görevlilere söylemiştir. Sanık ... ise aşamalarda benzer olan ifadelerinde, müştekiye ait işyerine gitmediğini, hırsızlık yapmadığını, sanık ... ile aralarında husumet bulunması nedeniyle kendisine iftira atıldığını savunmuştur. Getirtilen görüşme kayıtlarına göre, suça konu telefonun çalındıktan bir gün sonra, 08/05/2009 tarihinden itibaren tanık ... adına kayıtlı ancak tanık ...'ın kullandığı hat ile kullanıldığı tespit edilmiştir. Sanığın bu kişiler ile herhangi bir bağlantısı tespit edilmediği gibi, diğer sanık ...'in sanığa ait olduğunu iddia ederek kolluk görevlilerine söylediği ve tanık ...'nın da sanığa ait olduğunu doğruladığı cep telefonu hattının ise çalıntı cep telefonu ile kullanılmadığı tespit edilmiştir. Müşteki ... de 04/05/2011 tarihli duruşmada hazır olan sanık ...'nın dükkanına giren ikinci şahıs olup olmadığını teşhis edemediğini söylemiştir. Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, sanık ...'nın atılı hırsızlık suçunu işlediğine dair, suçlamayı kabul etmeyen diğer sanık ...'in, müştekilerin işyerine gittiği sırada yanında bulunan kişinin İsmail adlı arkadaşı olduğuna dair ifadesi dışında, mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı düşünüldüğünden itiraz yasa yoluna başvurulması gerekmiştir.'' şeklindeki gerekçeyle İTİRAZ KANUN yoluna başvurması üzerine, 5271 sayılı CMK'nın 6352 sayılı Kanun’un 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
Olay tarihinde, yargılama sırasında ölmesi nedeniyle hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilen sanık ...'in yanında başka biri olduğu halde, müşteki ... ile tanık ...'in işlettiği işyerine müşteri olarak girip çıkmalarından sonra müştekiye ait cep telefonunun çalınmasından sonra müşteki ve tanığın olayı fark ederek şahısların peşlerinden gittikleri ve sanık ...'i yakalayarak kolluk görevlilerine teslim ettikleri, diğer şahsın ise olay yerinden uzaklaştığı; sanık ...'in yakalandığında, hırsızlık yapmadıklarını, yanında bulunan diğer kişinin sanık ... olduğunu söyleyerek, ona ait olduğunu belirttiği cep telefonu numarasını kolluk görevlilerine söylediği, sonrasında yakalanan sanık ...'nın ise aşamalardaki savunmalarında, müştekiye ait işyerine gitmediğini, hırsızlık yapmadığını, sanık ... ile aralarında husumet bulunması nedeniyle kendisine iftira attığını belirttiği, dosya içerisindeki görüşme kayıtlarına göre, suça konu cep telefonunun çalındıktan bir gün sonra, 08/05/2009 tarihinden itibaren ... adına kayıtlı ancak tanık ...'ın kullandığı hat ile kullanıldığının tespit edildiği ve sanığın bu kişiler ile herhangi bir bağlantısının belirlenemediği gibi, diğer sanık ...'in sanığa ait olduğunu iddia ederek kolluk görevlilerine söylediği ve tanık ...'nın da sanığa ait olduğunu doğruladığı cep telefonu hattının ise çalıntı cep telefonu ile kullanılmadığının tespit edildiği, dosya içerisindeki 17/12/2009 tarihli tutanağa göre tanık ...'in fotoğraf üzerinden sanığı teşhis edemediği, ayrıca müşteki ...'in de 04/05/2011 tarihli duruşmada hazır olan sanık ...'nın dükkanına giren ikinci şahıs olup olmadığını teşhis edemediğini söylediği; böylece dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, sanık ...'nın atılı hırsızlık suçunu işlediğine dair, suçlamayı kabul etmeyen diğer sanık ...'in, müştekinin işyerine gittiği sırada yanında bulunan kişinin İsmail adlı arkadaşı olduğuna dair ifadesi dışında mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla;
Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün onanmasına ilişkin dairemiz ilamının kaldırılarak, dosya kapsamında sanığın mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle hükmün bozulması yönündeki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
Dairemizin 16.09.2013 gün ve 2013/19586 - 2013/20502 sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA karar verilerek yapılan incelemede;
Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin, mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delillerin neler olduğu tartışılıp denetime olanak sağlayacak şekilde karar yerinde gösterilmeden yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, verilen kararın niteliği itibariyle hırsızlık suçundan kesinleşen cezanın infazına başlanmış olması nedeniyle infazının durdurulmasına, sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde salıverilmeleri için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, 23/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy