MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın aşamalardaki savunmalarında atılı suçu işlemediği, 2009 yılında su kuyusunu açtırarak elektirik abonesi olduğu ve sayaç taktırdığı, elektrik borcu bulunmadığı, dosyadaki trafo fotoğraflarının kendisine ait olmadığını beyan etmesi, 19.04.2013 tarihli kaçak elektirik tespit tutanağındaki koordinat bilgileri ile 20.01.2015 tarihli sayaç değiştirme tutanağındaki koordinat bilgileri arasında çelişki bulunması karşısında; 20.01.2015 tarihli sayaç değiştirme tutanağına konu trafo ile 19.04.2013 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağına konu trafonun aynı olup olmadığı, farklı trafolar olması halinde 19.04.2013 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağına konu trafonun sanık tarafından kullanılıp kullanılmadığının tespiti bakımından, sanığın elektrik aboneliğine ve tüketim bilgilerine ilişkin tüm kayıtların katılan kurumdan getirtilerek, 19.04.2013 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağında imzası bulunan katılan kurum görevlilerinin hazır edilmek suretiyle mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle her iki tutanaktaki trafonun aynı olduğunun tespit edilmesi durumunda bilirkişi aracılığıyla tespit edilecek kurulu güç ile sayaçtaki tüketim miktarının uyumlu olup olmadığı ve sayaca herhangi bir müdahalenin bulunup bulunmadığı konusunda, farklı trafolar olduğunun ve 19.04.2013 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağına konu trafonun sanık tarafından kullanıldığının tespiti durumunda sayaçsız tüketim miktarı konusunda bilirkişiden rapor alınarak sanığın karşılıksız yararlanma kastıyla hareket edip etmediği belirlendikten sonra karşılıksız yararlanma kastıyla hareket ettiğinin belirlenmesi halinde, 05.07.2012 tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından, 6352 sayılı Kanun'un 84. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesine eklenen 5. fıkra uyarınca, zararın soruşturma tamamlanmadan önce tazmin edilmesi halinde kamu davası açılamayacağı, başka bir anlatımla zararın giderilmemesinin dava şartı olduğu dikkate alındığında, soruşturma aşamasında şüpheliye, belirlenen vergisiz ve cezasız zarar miktarını kamu davası açılmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde hakkında dava açılmayacağı da hatırlatılarak usulünce bildirimde bulunulup, makul bir süre tanınması ve soruşturma aşamasında zararın tamamen tazmini halinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi, tamamen tazmin edilmemesi halinde dava açılması, ancak anılan şekilde soruşturma aşamasında kurum zararı bilirkişiye tespit ettirilmeden ve tespit ettirilse dahi usulünce bildirimde bulunulmadan sanık hakkında dava açılması halinde sanık kovuşturma aşamasında zararı tamamen giderirse, 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi, ayrıca sanığın 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinin 5. fıkrası hükmünden kaç kez yararlandığının denetimi açısından verilecek kararın 6352 sayılı Kanun'un 103. maddesi ile 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 6. maddesine eklenen 2. fıkra uyarınca adli sicilde bunlara mahsus sisteme kaydının sağlanması gerekir.
Somut olayda; soruşturma aşamasında bilirkişi raporu alınarak kurum zararının belirlenmediği ve sanığa ödeme ihtarı da yapılmadığı anlaşılmakla; sanığın karşılıksız yararlanma kastıyla hareket ettiğinin tespiti halinde, bilirkişiye kurumun vergisiz ve cezasız gerçek zararı hesaplattırılarak bilirkişi tarafından belirlenecek olan bu kurum zararını kovuşturma aşamasında ödemesi durumunda, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma koşulu gerçekleşmediğinden hakkında düşme kararı verileceğine dair sanığa ihtaratta bulunulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA 26/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy