MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın temyiz dışı sanık... ve kimliği belirlenemeyen... isimli şahıs ile birlikte; gece vakti müştekiye ait park halinde bulunan aracın sol arka camını kırıp iki adet hoparlör çalmaları şeklinde gerçekleşen eyleminin 765 sayılı TCK’ya göre 493/1-son, 522 ve 5237 sayılı TCK’ya göre ise 142/1-b. ve 143. maddelerine uyan suçları oluşturduğu, her iki suç için zamanaşımı yönünden yapılan karşılaştırmada 765 sayılı TCK’nın lehe olduğu; 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 8. fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve maddenin 11. fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zamanaşımının, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, dosya kapsamına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 28.11.2012 tarihi itibariyle duran zamanaşımının kesinleşen sonraki mahkûmiyete konu suçun işlendiği 20.11.2015 günü yeniden işlemeye başladığı ve bu haliyle 2 yıl 11 ay 22 günlük durma süresi eklendiğinde suç tarihi olan 16.01.2002 gününden itibaren zamanaşımının dolmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Müştekinin soruşturma aşamasında alınan beyanına göre hırsızlığın saat 22:30 ile 23:00 arasında gerçekleştiği, UYAP'tan alınan güneşin doğuş ve batış çizelgesine göre suç tarihinde gece vaktinin saat 18:19’da başladığı, bu suretle hırsızlık suçunun gece vakti işlendiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında TCK'nın 143. maddesinin uygulanmaması,
2- Müştekinin 01.02.2002 tarihli oturumda zararının sanıkların ailesi ve avukatları tarafından karşılandığını bildirmesi karşısında, öncelikle ödemenin hangi tarihte yapıldığı müştekiden sorularak, ödemenin soruşturma aşamasında yapılması halinde TCK'nın 168/1 maddesiyle, kovuşturma aşamasında yapılması halinde TCK'nın 168/2 maddesiyle indirim yapılması gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturmayla yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK'nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 05/09/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy