MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suça sürüklenen çocuk için 5271 sayılı CMK'nın 150/2. maddesi uyarınca zorunlu olarak görevlendirilen müdafii, hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı 27/11/2014 tarihli son oturumda hazır bulundurulmadan hüküm kurularak aynı Kanun'un 188/1. maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 26/03/2018 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Kadirli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27.11.2014 tarihli 2013/359 esas ve 2014/425 karar sayılı kararıyla 02.12.2009 tarihinde işlenen hırsızlık suçundan dolayı 26.11.1992 doğumlu suça sürüklenen çocuk ...’nun mahkumiyetine karar verilmiştir.
27.11.2014 tarihli karar duruşmasına suça sürüklenen çocuk ... ve kendisine suç tarihinden sonra CMK’nın 190/2. maddesi gereğince atanan müdafi Av. ... katılmamış, gıyapta verilen karar 09.12.2014 tarihinde suça sürüklenen çocuk ...’nun adresinde annesine tebliğ edilmiş ve suça sürüklenen çocuk ... kararı 11.12.2014 tarihinde temyiz etmiştir. Mahkeme kararı müdafi Av. ...’a tebliğ edilmemiş ise de, Yargıtay Başsavcılığı’nın onama talepli tebliğnamesi 26.02.2018 tarihinde müdafi Av. ...’a bizzat tebliğ edildiğinden ve kararı da suça sürüklenen çocuk temyiz ettiğinden dolayı, dairemizce temyiz incelemesi yapılmıştır.
Dairemizin önceki kararı bozmasından sonra, mahkemece suça sürüklenen çocuk ...’nun beyanı alınmak için davetiye ve zorla getirme müzekkereleri çıkartılmış, netice alınamadığı için suça sürüklenen çocuk hakkında yakalama emri verilmiş ve duruşma 27.11.2014 tarihine bırakıldıktan sonra; suça sürüklenen çocuk 16.09.2014 günü yakalanarak müdafi Av. ... huzurunda bozmaya karşı diyecekleri ve savunması alınmıştır. Suça sürüklenen çocuk ... Tozcu, 16.09.2014 tarihinde 18 yaşını bitirip 22 yaşında olduğu durumda; savunmasını müdafisi ile kendisinin yapacağı yolunda beyanda bulunmuş, bir sonraki duruşmanın 27.11.2014 tarihinde yapılacağı hususunda suça sürüklenen çocuk ve müdafii bilgi sahibi olmuştur. Kuşkusuz ki, suça sürüklenen çocuk müdafi istemediğini beyan etmiş olsaydı, müdafiinin görevi sona erecekti. Burada suça sürüklenen çocuk 18 yaşını geçtiği ve suçun asgari haddi 5 yıldan az olduğu için müdafiilik görevinin CMK’nın 150/1. maddesi anlamında ihtiyari müdafiilik olarak devam ettiği anlaşılmalıdır. İhtiyari müdafii olan Av. ... ve suça sürüklenen çocuk (sanık) ... kararın verildiği 27.11.2014 tarihli duruşmaya, bilgileri olduğu halde, mazeretsiz olarak katılmamışlar ve mahkemece yokluklarında hüküm kurulmuştur.
Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf, bu durumun CMK’nın 188. maddesi anlamında savunma hakkının kısıtlanması sayılıp sayılmayacağı notkasındadır. Suç tarihinde 17 yaşında olan suça sürüklenen çocuk ... bozmadan önce ve sonra tüm savunmalarını CMK’nın 150/2. maddesi gereğince atanan müdafi Av. ... huzurunda yapmıştır. Son duruşmadan haberleri olup da mazeretsiz olarak suça sürüklenen çocuk ve müdafiinin oturuma katılmamaları keyfi bir davranış olup yargılamanın uzaması sonucunu doğurmaktadır. Karar duruşmasında 18 yaşını çok önceden bitirilmiş olması ve suça öngörülen cezanın asgari haddinin 5 yıldan az olması nedeniyle zorunlu müdafiilik durumuda ortadan kalkmıştır. Sadece önceden atama yapılıp, sonradan vazgeçme vb. durumlar olmadığı için müdafiilik görevi devam etmektedir. 694 sayılı KHK ile CMK’nın 216/3. fıkrasına ekleme yapılarak, zorunlu olarak atanan müdafiinin gelmediği durumlarda, hazır olan sanığa son söz verilerek duruşmanın bitirileceği hükme bağlanmış ve 696 sayılı KHK ile CMK’nın 188. maddesine ilave yapılarak, yine
zorunlu müdafiinin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi halinde kararın verilebileceği dile getirilmiştir. Bu iki değişiklikle zorunlu müdafiilik için bile, keyfi olarak yargılamanın uzatılmasının önüne geçilmek istenmiştir. Dosyamızda yukarıda açıklandığı gibi, karar duruşması için zorunlu değil ihtiyari müdafiilik durumu söz konusudur.
Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 2015/18476 sayılı kararında; “Ceza muhakemesinde geçerli derhal uygulama ilkesi gereğince, suça sürüklenen çocuğun fiili işlediği esnada 15-18 yaş grubunda olmasına rağmen iddianamenin düzenlendiği, kamu davasının açıldığı ve savunmasının alındığı tarihler itibariyle 18 yaşını doldurduğu ve kovuşturma aşamasında yapılan işlemlerde artık zorunlu müdafiiliğin uygulanmasına gerek bulunmadığına” karar verilmiştir.
Keza yine, 13. Ceza Dairesinin 2017/7686 sayılı kararında; “Suça sürüklenen çocuğun bozma sonrası beyanının alındığı 17.12.2015 tarihli duruşmada müdafii ile birlikte savunma yapmaya hazır olduğunu beyan etmesine rağmen, 18 yaşını doldurduğu ve müdafii olmaksızın savunmasını da yaptığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.” şeklinde ibareler mevcuttur.
Somut dosyamızda da, sanığın 18 yaşını ikmal etmesinden yaklaşık 4 yıl sonra, müdafii huzurunda bozmaya karşı diyeceklerinin sorulup, savunması alınıp, bir sonraki duruşmaya müdafii ve kendisinin mazeretsiz olarak katılmamasından sonra, mahkemenin gıyapta karar vermesi, keyfiliği ve yargılamayı uzatmayı engeleyici davanın zamanaşımına uğramasını önleyici mahiyette görülüp, bu durum tarafımızca savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde görülmediğinden, tebliğname gibi usul ve yasaya uygun mahkeme kararının onanması kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun kararın bozulması yönündeki görüşüne katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy