MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-O yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebine yönelik yapılan incelemede;
03.10.2013 tarihinde verilen hükmü 1412 sayılı CMUK’un 310/3. maddesinde öngörülen bir aylık süre geçtikten sonra 15.12.2013 tarihinde temyiz eden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin aynı Kanun’un 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
2-Sanıklar hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma suçundan dolayı, 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararlar, sözü edilen fıkraya 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile eklenen son cümleye göre durma kararı niteliğinde olup itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, sanıkların bu kararlara yönelik kanun yolu talebi olup olmadığının değerlendirilmesi ve varsa itirazlarla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na İADESİNE,
3-Sanık ... hakkında, hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hırsızlık, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarına ilişkin davaların birlikte görülmesi, 23.01.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun’un 578. maddesinin (ı) bendi karşısında sonuca etkili görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Suçun gece vakti saat 00.15 sıralarında işlendiğinin anlaşılması karşısında sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 143. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün ONANMASINA,
4-Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suçun gece vakti saat 00.15 sıralarında işlendiğinin anlaşılması karşısında sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 143. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış,TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanığın tekerrüre esas alınan Gaziantep 4.Sulh Ceza Mahkemesi'nin 29/02/2008 tarihli, 2007/822 E.-2008/115 K. sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde satın alma suçundan 10 ay hapis cezasına mahkum edilerek ertelendiği, 6545 sayılı Yasa'nın 85. maddesi ile 5320 sayılı Yasa'ya eklenen geçici 7. maddesinde ''Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibariyle Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir.'' hükmü gereğince kesinleşmiş olan hükümlerle ilgili olarak uyarlama yapılıp hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerekmekte olup, denetim süresine uyması ve uyduğu taktirde davanın düşmesine hükmolunması ihtimali bulunduğundan, bu mahkûmiyetin tekerrüre esas alınamayacağı, bununla birlikte sanığın adli sicil kaydında yer alan Gaziantep 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/11/2007 tarih ve 2007/364 E., 2007/37 K. sayılı ilamı ile verilip 15/11/2007 tarihinde kesinleşen 1 yıl 4 ay hapis cezasının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan hüküm fıkrasından sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamın olduğu bölümün çıkartılarak, Gaziantep 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/11/2007 tarih ve 2007/364 E., 2007/37 K. sayılı mahkumiyet kararının mükerrirliğe esas alınmasına, ancak aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı korunarak, 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi gereğince mükerrir olan sanık hakkında koşullu salıverme süresine eklenecek sürenin, sanık hakkında tekerrüre esas alındığı belirtilen Gaziantep 4.Sulh Ceza Mahkemesi'nin 29/02/2008 tarihli, 2007/822 E.-2008/115 K. sayılı kararındaki ceza süresine göre belirlenmesine karar verilmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
5-Sanık ... hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
TCK'nın 206. maddesinde tanımlanan suçun oluşması için suç soruşturma veya kovuşturması için düzenlenenler dışındaki diğer resmi belgelerin düzenlenmesi aşamasında failin görevlilere kimliği ile ilgili yalan beyanda bulunması gerektiği;
Somut olayda; müştekinin kilitleyerek park ettiği aracından oto teybi ve iki paket sigara çalan ve olaydan kısa bir süre sonra yakalandığında üzerinden herhangi bir kimlik çıkmayan sanığın, hakkında yapılacak soruşturma ve kovuşturmayı engellemek amacıyla görevlilere kimliği hakkında bilgi verirken adının ... olduğunu beyan ederek gerçek bir kişinin kimlik bilgilerini kullandığı, 31/01/2009 tarihli teşhis tutanağı ve ...Devlet Hastanesinden alınan 13/01/2009 tarihli raporun kardeşi ... adına düzenlenmesine sebebiyet verdiği, daha sonra kolluk görevlilerince annesi ... ve kardeşi ...'in beyanlarının alınması sonucunda sanığın gerçek kimliğinin tespit edildiğinin anlaşılması karşısında, TCK'nın 268. maddesinde düzenlenen suçun oluşması için başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmanın da yeterli olduğu gözetilmeden, sanığın TCK'nın 268. maddesinin yollamasıyla anılan Kanun'un 267. maddesi uyarınca cezalandırılması gerekirken, suç vasfının belirlenmesinde yanılgıya düşülerek resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine 21/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.