Hırsızlık suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair AFYONKARAHİSAR 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/11/2007 tarihli ve 2007/275 esas, 2007/317 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18/04/2018 gün ve 94660652-105-03-7285-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/04/2018 gün ve 2018/34718 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre,
1- Kayden 10/08/1989 doğumlu olup, suçun işlendiği 08/02/2007 tarihinde 18 yaşını ikmâl etmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/3. maddesi gereğince indirim yapılmamış bulunulmasında,
2-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/4. maddesinde yer alan “Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında, aynı Kanun’un 53/1. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarına hükmedilmesinde,
3-Suça sürüklenen çocuğun 18 yaşından küçük olması nedeniyle yargılamanın çocuk mahkemesi tarafından yürütülmesi gerektiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla, yine 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 25/1. maddesinde yer alan ''Çocuk mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz.'' şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak hükmün açıklandığı 08/11/2007 tarihli oturumda Cumhuriyet savcısının katılımı ile duruşma yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde,
4-Suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan 10 ay kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” hükmü uyarınca anılan maddenin 1. fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmiş bulunulmasında isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1- Suça sürüklenen çocuğun 18 yaşından küçük olması nedeniyle yargılamanın çocuk mahkemesi tarafından yürütülmesi gerektiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla, yine 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 25/1. maddesinde yer alan ''Çocuk mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz.'' şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak hükmün açıklandığı 08.11.2007 tarihli oturumda Cumhuriyet savcısının katılımı ile duruşma yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Kayden 10.08.1989 doğumlu olup, suçun işlendiği 08.02.2007 tarihinde 18 yaşını doldurmadığı anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan cezadan TCK’nın 31/3. maddesi gereğince 1/3 oranında indirim yapılmaksızın fazla ceza tayini,
3- 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 4. fıkrası gereğince fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan küçük sanık hakkında aynı maddenin 1. fıkrasında sayılan hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
4- 5237 sayılı TCK'nın 50/3. maddesi gereğince, daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olup, suçu işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında belirlenen kısa süreli hapis cezasının, aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi nedeniyle kanun yararına bozma istemleri yerinde görüldüğünden, (AFYONKARAHİSAR) 4. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 08.11.2007 gün ve 2007/275 E., 2007/317 K. sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 09.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.