Hırsızlık, mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını ihlâl suçundan suça sürüklenen çocuk ...’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 116/2, 151/1, 31/3, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün hapis, 3 ay 10 gün hapis ve 1.320,00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesi gereğince 3 yıl denetime tâbi tutulmasına dair Samsun 1. Çocuk Mahkemesinin 18/10/2012 tarihli ve 2011/355 esas, 2012/722 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmün açıklanması ile 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b, 116/2, 151/1, 31/3, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün hapis, 3 ay 10 gün hapis ve 1.320,00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair Samsun 1. Çocuk Mahkemesinin 27/09/2016 tarihli ve 2016/231 esas 2016/412 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 08/05/2018 gün ve 94660652-105-55-3649-2017 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/05/2018 gün ve 2018/40514 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
1- Dosya kapsamında bulunan adlî sicil kaydına göre, suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan ve suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanık hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlâl suçundan tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Kanun’un 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” hükmü uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinde “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.
(Ek fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./3.mad.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü karşısında, Mahkemesince, suça sürüklenen çocuğun ifadesinde bildirdiği en son adresine duruşma tebligatı yapılmadığı, bu nedenle öncelikle savunmada bildirilen en son adrese duruşma tebligatının yapılması, burada bulunamaması halinde mernis adresine tebligat yapılarak duruşmadan haberdar edilmesinin sağlanması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1- 18.10.2012 tarihinde suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 11.12.2012 tarihinde kesinleştiği, bilahare denetim süresi içinde 07.01.2014 tarihinde kasten yeni bir suç işlemesi ve bu suçtan kurulan mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinin ardından ihbarda bulunulması üzerine, dosya yeniden ele alınarak hakkındaki hükmün açıklandığı belirlenerek yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuğa ait mahkûmiyet kararı, açıklandığı 27.09.2016 tarihinden itibaren hukuki sonuç doğurmaya başlayacağı için açıklanması yönünden CMK'nın 231/1-4 maddesinde öngörülen yönteme bağlıdır. Bu nedenle duruşmaya çağrılan sanığın oluşan yeni durum ve cezanın kişiselleştirilmesi uygulaması nedeniyle savunmasının alınması gerekmektedir. Ayrıca maddedeki yaptırımların yalnızca adli para cezası veya müsadereyi içermemesi nedeniyle CMK’nın 195. maddesinin uygulanma koşulu da bulunmamaktadır. Deneme süresi içerisinde suç işlenmiş olması nedeniyle yeniden duruşma açılmasının amacı, oluşan yeni durum karşısında duruşma açıldığından ve yargılamaya devam olunduğundan sanığın bir şekilde haberdar edilmesini ve savunma hakkının kısıtlanmasının önlenmesi amacını gütmektedir.
Bununla birlikte, duruşmanın usulüne uygun olarak sanığa bildirilmesine karşın, duruşmaya katılmaması halinde önceki savunması ile yetinilerek, hüküm kurulabilecektir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Bilinen adreste tebligat” başlıklı 10. maddesinde “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır (Ek fıkra: 11/01/2011 - 6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”
Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Mahkemece, suça sürüklenen çocuğun savunması alınırken bildirdiği en son adresine duruşma tebligatı yapılmamıştır. Bu nedenle öncelikle savunmada bildirilen en son adrese duruşma tebligatının yapılması, burada bulunamaması halinde MERNİS adresine tebligat yapılarak duruşmadan haberdar edilmesinin sağlanması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeyerek savunma hakkının kısıtlanması,
2- 5237 sayılı TCK'nın 50/3 maddesi gereğince, daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olup, suçu işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında iş yeri dokunulmazlığını bozma suçundan belirlenen kısa süreli hapis cezasının, aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi nedeniyle kanun yararına bozma istemleri yerinde görüldüğünden, (SAMSUN) 1. Çocuk Mahkemesinden verilip kesinleşen 27.09.2016 gün ve 2016/231 E., 2016/412 K. sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 30.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy