765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 491. maddesinde düzenlenen hırsızlığa tam teşebbüs suçundan sanık ...'ın mahkûmiyetine dair Afyonkarahisar (kapanan) Sulh Ceza Mahkemesinin 20/04/2000 tarihli ve 1999/799 esas, 2000/367 sayılı kararının infazını müteakip, sanığın talebinin kabulü ile arşiv kaydının silinmesine ilişkin Afyonkarahisar 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/07/2017 tarihli ve 1991/1 esas, 2000/1 sayılı ek karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 10.05.2018 gün ve 2942/2018 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.05.2018 gün ve2018/41236 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre; adlî sicil kaydından çıkarılarak arşiv kaydına alındığı anlaşılan ilâma ilişkin adlî sicil arşiv kaydı ile ilgili olarak, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 6290 sayılı Kanun’la değişik geçici 2/3. maddesi gereğince 11/04/2012 tarihinden itibaren bu tür kayıtların şartları oluştuğu takdirde Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinebileceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yerel mahkemenin 20.04.2000 gün ve 1999/ 799 – 2000/ 367 sayılı kararı ile 765 Sayılı TCK'nın 49l/ilk- son, 522, 523 ve 647/4-6. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verilen ve adli sicil kaydı silinerek, mahkûmiyet kaydı arşive alınan hükümlü ...’ın 13.07.2017 tarihli dilekçesi ile kapatılan Afyonkarahisar Sulh Ceza Mahkemesinin 1999/ 799 – 2000/ 367 sayılı kararı ile hükmedilen ceza nedeni ile adli sicil kaydının silinmesi isteminde bulunduğu ve mahkemece arşiv kaydının 5352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi gereğince silinmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi, belli bir suç veya cezaya mahkûmiyete bağlı olarak gerek Ceza Kanunu’nda, gerekse diğer kanunlarda öngörülen çeşitli hak yoksunluklarının kaldırılmasını sağlayan hukuki bir düzenleme olup, 765 sayılı TCK’nın 121 ve 124. maddeleri ile 1412 sayılı CMUK’nın 416 ve 420. maddelerinde yer alan "yasaklanmış hakların geri verilmesi" kurumuna, 5237 sayılı TCK'da ve 5271 sayılı CMK'da yer verilmemiş, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren ve 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 38. maddesiyle 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na 13/A maddesi eklenmek suretiyle tekrar düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile ceza mahkûmiyetinden doğan müebbet hak yoksunluklarının giderilmesi amaçlanmıştır.
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na eklenen 13/A maddesinde, 5237 sayılı TCK dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceği, bunun için, Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması gerektiği belirtilmektedir. Yasaklanmış hakların geri verilmesi için cezanın infaz edilmiş olması ve kişinin infazın tamamlanmasından itibaren üç yıllık süre içerisinde yeni bir suç işlememesi ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekecektir.
Bu itibarla, mahkûm olduğu erteli hapis cezası 26.05.2000 tarihinde kesinleşen hükümlünün talebinin yukarıda izah edilen 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na eklenen 13/A maddesi kapsamındaki yasaklanmış haklarının iadesi niteliğinde olup, mahkemece talebin kabulü ile bu yönde araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği hususu da belirlenmiş olup bu yönden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 30.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy