Elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçundan sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-f, 168/1 ve 62. maddesi gereğince 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 51. maddesi gereğince cezanın ertelenmesine dair Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/03/2007 tarihli ve 2006/160 esas, 2007/106 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanık hakkındaki cezanın infaz edilmiş sayılarak ortadan kaldırılmasına dair Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/11/2017 tarihli ve 2006/160 esas, 2007/106 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 30.05.2018 gün ve 5640/2018 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.06.2018 gün ve 2018/49133 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
1-Her ne kadar Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/11/2017 tarihli kararı ile "sanığın denetim süresi içerisinde karar başkaca suç işlemediği" şeklindeki gerekçe ile sanık hakkındaki cezanın infaz edilmiş sayılarak ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ise de, Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/03/2007 tarihli kararını müteakip, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ve 05/07/2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girdiği, yine 6352 sayılı Kanun’un 82. maddesi ile elektrik hırsızlığını düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 142/1-f. bendinin yürürlükten kaldırıldığı, aynı Kanun’un 83. maddesi ile 5237 sayılı Kanunun 163 üncü maddesine eklenen 3. fıkra ile elektrik hırsızlığı suçunun karşılıksız yararlanma suçu olarak düzenlendiği, dolayısıyla 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme karşısında, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un geçici 2/2. Maddesinde "Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisi...hakkında hırsızlık suçundan dolayı kovuşturma yapılan veya kesinleşmiş olup olmadığına bakılmaksızın hakkında hüküm verilen kişinin, bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, zararı tamamen tazmin etmesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz, verilen ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar." şeklinde yer alan düzenleme nazara alınarak, benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 20/01/2015 tarihli ve 2014/33699 esas, 2015/205 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere sanığa bilirkişi tarafından normal tarifeye göre hesaplanacak olan cezasız kaçak kullanım bedelini ödeyerek şikâyetçi kurumun zararını gidermesi halinde 6352 sayılı Kanun'un geçici 2/2. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine dair bildirimde bulunularak sonucuna göre hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık ... hakkında elektrik enerjisi hırsızlığı suçundan açılan kamu davasının yapılan kovuşturması sonucunda 12.03.2007 tarih ve 2006/160 E., 2007/106 K. sayılı kararla TCK’nın 142/1-f, 168/1 ve 62. maddeleri gereğince 6 ay 20 gün hapis cezası ile mahkûmiyete ve cezanın 51. madde gereğince ertelenmesine karar verilerek, 20.03.2007 tarihinde kesinleşmesinin ardından, sanığın 12.10.2017 havale tarihli dilekçesi ile denetim süresi içinde suç işlemediği için erteli cezasının yeni çıkan yasa da dikkate alınarak ortadan kaldırılmasını talep etmesi üzerine, mahkemece 14.11.2017 tarihli ek karar ile “12.03.2007 tarih ve 2006/160 E., 2007/106 K. sayılı kararı ile hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına ilişkin talebin kabulü ile hükmün CMK’nın 231/10. maddesi uyarınca cezanın infaz edilmiş sayılarak ortadan kaldırılmasına” karar verildiği, bu kararın sanığa tebliğ edildiği ve temyiz edilmediğinden bahisle 12.01.2015 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmakla birlikte, yokluğunda verilen ek kararın katılan vekiline tebliğ edilmediği, dolayısıyla usulüne uygun kesinleşmediği belirlenmekle, kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, 14.11.2017 tarihli ek kararın katılan vekiline tebliğ edilip, usulüne uygun olarak kesinleştirildikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup, (SİLİFKE) 1. Asliye Ceza Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen 14.11.2017 tarih ve 2006/160 E., 2007/106 K. sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 11.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy