Nitelikli hırsızlık, mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/2, 151/1, 142/1-b ve 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis, 3 ay 10 gün hapis ve 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair ARHAVİ Asliye Ceza Mahkemesinin 06/06/2013 tarihli ve 2013/121 esas, 2013/165 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, 02/12/2016 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik doğrultusunda uzlaşma sağlandığından bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 254/2. maddesi uyarınca davanın düşmesine dair Arhavi Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2017 tarihli ve 2013/121 esas, 2013/165 sayılı ek karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18.06.2018 gün ve 2018/1926 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.06.2018 gün ve 2018/55542 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Sanık hakkında verilen mahkumiyet kararını müteakip, her ne kadar Arhavi Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2017 tarihli ek kararı ile uzlaşma sağlandığından bahisle işyeri dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme ve nitelikli hırsızlık düşme kararı verilmiş ise de; uzlaşmanın sadece mala zarar verme suçu yönünden sağlandığı, ayrıca her ne kadar mala zarar verme suçu uzlaşma kapsamında olsa da, dosya kapsamına göre, sanığın işyeri dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme ve uzlaşma kapsamında olmayan nitelikli hırsızlık suçlarının birlikte işlendiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 253/3-2. cümlesinde yer alan, “ Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, anılan üç suç yönünden de uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
G mala zarar verme suçunda uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğinden, inceleme konusu olayda suç tarihi olan 08.06.2008 tarihi itibariyle mala zarar verme suçunun da uzlaşmaya tabi olmadığı gözetilmeden, ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.01.2013 tarih ve 2012/6-1142 Esas 2013/17 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere uzlaştırmanın asıl olarak soruşturma safhasında yapılması gerektiği, kovuşturma aşamasında uzlaşma hükümlerinin uygulanmasının ise istisnai olarak "suçun uzlaşma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde" mümkün olduğu, başka bir anlatımla soruşturma aşamasında usulüne uygun olarak uzlaştırma teklif edilmesine rağmen taraflarca kabul edilmemiş olması nedeniyle uzlaşma gerçekleşmemiş ise kovuşturma aşamasında taraflarca uygulanması talep edilse bile artık uzlaştırma işleminin yapılamayacağı, buna göre de somut olayda işyeri dokunulmazlığının ihlali suçu yönünden soruşturma aşamasında mağdurun kabul etmemesi nedeniyle uzlaştırmanın yapılamaması ve anılan suçun uzlaşma kapsamında olduğunun ilk defa kovuşturma aşamasında ortaya çıkmaması hususları göz önüne alındığında kovuşturma evresinde uzlaştırma işleminin yapılmasının da mümkün olmadığı gözetilmeyerek, “tarafların uzlaşmış olmaları nedeniyle kamu davalarının CMK’nın 254/2. maddesi gereğince düşmesine” karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (ARHAVİ) Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 25.04.2017 gün ve 2013/121 E., 2013/165 K. sayılı ek kararın, belirtilen nedenle 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere BOZULMASINA, 22/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.