MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 8. fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denelim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve maddenin 11. fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zamanaşımının, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, dosya kapsamına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 08.07.2011 tarihi itibariyle duran zamanaşımının kesinleşen sonraki mahkûmiyete konu suçun işlendiği 06.10.2013 günü yeniden işlemeye başladığı belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 116/4. maddesinde belirtilen suç için öngörülen cezanın miktar ve nev'i itibariyle tabi olduğu aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/3, maddelerinde belirtilen 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin, bozma öncesinde yapılan yargılama sonucunda ilk mahkumiyet kararının verildiği 06/07/2006 tarihi ile son mahkumiyet kararının verildiği 30/11/2017 tarihi arasında geçtiği gözetilerek davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerekirken kovuşturmaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE,
2-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
a- 5237 sayılı TCK’nin 142/1-b. ve 143. maddesi uyarınca belirlenen 2 yıl 8 ay hapis cezası üzerinden, aynı Kanun'un 35. maddesi uyarınca 3/4 oranında indirim yapılırken, 8 ay hapis cezası yerine 9 ay hapis cezasına ve sonuç olarak 6 ay 20 gün hapis cezası yerine 7 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayini,
b- Sanık hakkında bozma kararından önce kurulan 06.07.2006 günlü ilk hükümde hükmolunan hapis cezasının TCK’nın 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmesi ve hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 17.12.2009 gün ve 2009/11622 Esas, 2009/16788 Karar sayılı ilamıyla CMK’nın 231/5-14.maddelerinin değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozulması karşısında, her ne kadar daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hapis cezalarının ertelenmesine yasal olanak bulunmamakla birlikte, bozma öncesindeki erteleme kararının sanık lehine kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeden, bu defa verilen hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 02.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy