Nitelikli hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151/1, 142/1-b, ve 116/1 maddeleri gereğince 4 ay hapis, 6 ay hapis ve 2 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Salihli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/12/2009 tarihli ve 2009/195 esas, 2009/570 sayılı kararının infazı sırasında, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilâmdaki suçların uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle hükümlünün hukukî durumunun yeniden değerlendirilerek, mala zarar verme suçu yönünden infazın durdurulması talebinin kısmen kabulüne ilişkin anılan Mahkemenin 04/01/2018 tarihli ve 2009/195 esas, 2009/570 sayılı ek kararına yönelik itirazın kabulü ile konut dokunulmazlığı ihlal suçu yönünden de infazın durdurulmasına dair Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 16/02/2018 tarihli ve 2018/74 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 27/06/2018 gün ve 5645/2018 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/07/2018 gün ve 2018/60236 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/3. maddesinin 2. cümlesinde, "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz." şeklindeki düzenleme karşısında, sanık hakkındaki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunun, uzlaştırma kapsamında olmadığı ve konut dokunulmazlığı ihlal ile mala zarar verme suçlarınında bu suçla birlikte işlendiğinin anlaşılması karşısında, Salihli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/01/2018 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, sanık hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçu yönünden de infazın durdurulmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma isteminin itiraz mercii olan Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin konut dokunulmazlığının ihlali suçu yönünden vermiş olduğu 16/02/2018 tarih ve 2018/74 D. İş sayılı kararına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.01.2013 tarih ve 2012/6-1142 Esas 2013/17 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere uzlaştırmanın asıl olarak soruşturma safhasında yapılması gerektiği, kovuşturma aşamasında uzlaşma hükümlerinin uygulanmasının ise istisnai olarak "suçun uzlaşma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde" mümkün olduğu, başka bir anlatımla soruşturma aşamasında usulüne uygun olarak uzlaştırma teklif edilmesine rağmen taraflarca kabul edilmemiş olması nedeniyle uzlaşma gerçekleşmemiş ise kovuşturma aşamasında taraflarca uygulanması talep edilse bile artık uzlaştırma işleminin yapılamayacağı, buna göre de somut olayda soruşturma aşamasında mağdurun kabul etmemesi nedeniyle uzlaştırmanın yapılamaması ve suçun uzlaşma kapsamında olduğunun ilk defa kovuşturma aşamasında ortaya çıkmaması hususları göz önüne alındığında kovuşturma evresinde uzlaştırma işleminin yapılmasının da mümkün olmadığı gözetilerek itiraz merciince Salihli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/01/2018 tarihli ek kararına konut dokunulmazlığının ihlali suçu yönünden yapılan itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde itirazın kabulü ile konut dokunulmazlığının ihlali suçu yönünden de infazın durdurulmasına karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (SALİHLİ) Ağır Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 16.02.2018 gün ve 2018/74 D. İş sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 08/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy