Karşılıksız yararlanma ve mühür bozma suçlarından sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 163/3, 203/1, 62 (2 kez) ve 52/2 (2 kez). maddeleri uyarınca 6.000,00 Türk lirası ve 3.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair MANİSA 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/06/2017 tarihli ve 2016/316 esas, 2017/315 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 27/02/2018 gün ve 94660652-105-45-8499- 2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/03/2018 gün ve 2018/18620 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
1- 05/07/2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un 82. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun elektrik hırsızlığını düzenleyen 142/1-f maddesinin yürürlükten kaldırılması, 6352 sayılı Kanun’un 83. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 163. maddesinde elektrik hırsızlığı suçunun yeniden düzenlenmesi, 6352 sayılı Kanun’un 84. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 168/5. maddesindeki “Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, 13/12/2016 tarihli duruşmada sanığın Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş'in zararlarını ödemek istediğini beyen ettiği anlaşıldığından, tahakkuk ettirilen zararın ödenip ödenmediği hususunun adı geçen kurumdan sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08/03/2016 tarihli ve 2015/21-1121 esas, 2016/111 sayılı kararında “… sanığın katılan Aydem Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin özelleştirilmesinden sonra evinde kullandığı elektrik bedelini ödememesi nedeniyle şirket görevlileri tarafından sayaca konulan mühre rağmen kaçak elektrik kullandığı olayda; mühür bozma suçunun oluşabilmesi için mühürleme yetkisinin kanunla
verilmesi zorunlu olup mühürlemeyi yapan şirkete kanunla böyle bir yetki verilmediğinden mühür bozma suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmelidir…” şeklinde belirtildiği üzere, somut olayda Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin mühürleme tarihi olan 02/02/2015 tarihinden önce 07/03/2013 tarihinde özelleştirilmiş olması sebebiyle mühür bozma suçunun yasal unsurlarının oluşmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde,
3- Sanık hakkında aynı suç işleme kararının icrası kapsamındaki 24/04/2015 ve 18/08/2015 tarihli kaçak elektrik tespit tutanakları ile ilgili karşılıksız yararlanma suçuna ilişkin kamu davalarının 25/04/2016 ve 02/05/2016 tarihli iddianameler ile açıldığının anlaşılması karşısında; eylemlerin zincirleme suç oluşturacağı ve hükmedilen cezanın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesi uyarınca artırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1- 2 no'lu kanun yararına bozma istemi nedeniyle yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 08.03.2016 gün, 2015/21-1121 E., 2016/111 K. sayılı kararı da dikkate alınarak, 13.04.2015 tarihli mühürleme işleminin katılan ...Ş'nin özelleştirme sürecinin tamamlandığı 07.03.2013 tarihinden sonra yapılması nedeniyle, mühür bozma suçunun unsurlarının oluşmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (MANİSA) 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 13.06.2017 gün ve 2016/316 E., 2017/315 K. sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, sanığın atılı suçtan BERAATİNE, hükmolunan cezanın ÇEKTİRİLMEMESİNE,
2- 3 no'lu kanun yararına bozma istemi nedeniyle yapılan incelemede;
Sanık hakkında aynı suç işleme kararının icrası kapsamındaki 21.04.2015 ve 18.08.2015 tarihli kaçak elektrik tespit tutanakları ile ilgili karşılıksız yararlanma suçuna ilişkin kamu davalarının, 25.04.2016 ve 02.05.2016 tarihli iddianameler ile açıldığının anlaşılması karşısında; eylemlerin zincirleme suç oluşturacağı ve hükmedilen cezanın TCK'nın 43. maddesi uyarınca arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, hükmün belirtilen nedenle 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere BOZULMASINA,
3- 1 no'lu kanun yararına bozma istemine gelince;
6352 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı TCK'nın 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun cezasız ve vergisiz gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun cezasız ve vergisiz gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan TCK'nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği ve somut olayda da bu açıklamalar ışığında sanığa soruşturma aşamasında ödeme ihtarı yapılmamış olması nazara alınarak belirtilen şekilde işlem yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (MANİSA) 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 13.06.2017 gün ve 2016/316 E., 2017/315 K. sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 08/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.