Karşılıksız yararlanma suçundan sanık ...’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3. maddesi gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/02/2013 tarihli ve 2005/992 esas, 2012/582 sayılı kararının ardından, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının, mahkûmiyete konu suçun 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile eklenen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/1-b-5 maddesi ile uzlaşma kapsamına alındığından bahisle infazın durdurulması ve uyarlama yargılaması talebinin reddine dair Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/01/2017 tarihli ve 2005/992 esas, 2012/582 sayılı kararına vaki itirazın kabulüne ilişkin mercii BAKIRKÖY 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/01/2017 tarihli ve 2017/97 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18/04/2018 gün ve 94660652-105-34-1651-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/04/2018 gün ve 2018/35916 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Kanun'un 163/3. maddesindeki suçun 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile eklenen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/1-b-5 maddesinde belirtilen suç olmadığı halde itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dairemizin, 18/10/2017 tarihli olan ve yokluğunda verilen kararın tebliğine ilişkin sanığa 22.09.2012 tarihinde yapılan tebliğ işlemi geçersiz olduğundan hüküm usulüne uygun kesinleşmediği için sonraki tüm işlemlerin hukuken geçersiz olduğundan ve kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından bahisle öncelikle 25.05.2012 tarihli asıl kararın sanığa tebliğ edilip, usulüne uygun olarak kesinleştirildikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olduğu belirtilerek verilen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE ilişkin ilamından sonra mahkemece, sanığın “Yeşilkent Mah. 1865. Sk. No:26/2 Esenyurt / İstanbul” adresine tebliğe çıkartılan gerekçeli karar tebliğine ilişkin tebligatın "belirtilen adresin yıkılmış binaya denk geldiği" gerekçesiyle iade edilmesi üzerine, bu kez “Yeşilkent Mah. 1865. Sk. No:30/1 Esenyurt / İstanbul” adresine tebliğe çıkartıldığı ve bu tebligatın da "muhatabın tanınmadığı" gerekçesiyle iade edilmesinden sonra gerekçeli kararın mahkemece sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığı araştırılarak, olmadığının tespiti halinde ancak daha önce usulüne uygun tebligat yapılması şartı ile 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre eski adrese tebliğ işlemi yapılması gerekirken ve daha önce usulüne uygun tebligat yapılmış eski adres de bulunmaması durumunda, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 28. maddesinde ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 48. maddesinde belirtilen yöntem izlenmek suretiyle ilanen tebligat yapılması gerekirken, daha önce usulüne uygun herhangi bir tebliğ yapılmamış olan “Yeşilkent Mah. 1865. Sk. No:30/1 Esenyurt / İstanbul” adresine 35. maddeye göre 04.01.2018 tarihinde yapılan tebliğ işlemi geçersiz olduğundan hükmün usulüne uygun kesinleşmediği belirlenmekle, kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, öncelikle 25.05.2012 tarihli asıl kararın usulüne uygun olarak sanığa tebliğ edilip, usulüne uygun biçimde kesinleştirilmesinden sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup (BAKIRKÖY) 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.01.2017 gün ve 2017/97 D. İş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 01/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy