MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın adli sicil kaydında kasıtlı suçtan 3 aydan fazla hapis cezasına mahkum olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 51. maddesinde öngörülen "daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmeme" koşulu bulunmadığı halde sanık hakkında cezanın ertelenmesine karar verilmesi ve adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Sanığın hüküm tarihinde aynı yargı çevresi içerisinde bulunan Bursa H Tipi kapalı cezaevinde başka bir suçtan hükümlü olduğunun UYAP kayıtlarından anlaşılması ve sanığın talimat ile alınan 02.12.2013 tarihli duruşmada, “kendi mahkemesinde de ifade vermek istediğini” beyan etmesi karşısında; duruşmadan bağışık tutulmak istediğine dair bir karar alınmadan, hükmün açıklandığı 18.04.2014 tarihli duruşmada hazır edilmeyerek hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, CMK’nın 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması,
2- Dosya içeriğine göre, katılana ait iş yerinin dış kısmına satış için koyduğu yorganın çalınmış olduğunun anlaşılması karşısında; iş yeri önünde açık alana bırakılan suça konu eşyanın çalınması şeklinde gerçekleşen eylemin TCK'nın 141/1 maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanun'un 142/1-e maddesiyle hüküm kurulması,
3- Katılana ait 55- 60 TL değerindeki yorganın çalınması şeklinde gerçekleşen olayda, sanık hakkında TCK'nın 145. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılmaması,
4- Katılanın 26/11/2013 tarihli duruşmada zararının giderilmesini istediği, sanığın 02/12/2012 tarihli celsede pişman olduğunu ve katılanın zararını karşılamak istediğini beyan etmesi karşısında, katılanın gerçek zararı tespit ettirilerek bu miktar üzerinden, sanığa tevdi mahalli gösterilip, zararı giderme olanağı sağlandıktan sonra sonucuna göre, TCK'nın 168. maddesinin uygulanma olanağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
5- 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ile uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 141/1. maddesinde düzenlenen suçun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
6- Hükmün gerekçe bölümünde sanığın eylemi “adet veya tahsis gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında hırsızlık” suçu olarak kabul edildiği halde kısa karar ve hüküm bölümünde sevk maddesinin 141/1-e olarak gösterilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 2,3 ve 5 numaralı bozma nedenlerinin hırsızlık suçu bakımından hükmü temyiz etmemiş olan sanık ...’e SİRAYETİNE, 07/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy