MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I- Sanık hakkında işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerle ilgili temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Hükmolunan cezaların miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hüküm ile ilgili temyiz istemlerinin incelenmesinde;
İlk derece mahkemesi kararında tekerrüre esas alınan ilam yerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi'nin 26/06/2018 tarihli kararında tekerrüre esas alınan ilamın 06/09/2016 olan kesinleşme tarihinin, temyize konu olaydaki suç tarihinden sonraki tarihli olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı, ancak sanık ve müdafiinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri temyiz nedenlerine göre, tekerrür uygulamasının 5271 sayılı CMK'nın 288, 294. maddeleri uyarınca belirlenen temyiz kapsamında bulunmaması nedeniyle bu husus bozma nedeni yapılamamış olup, 5271 sayılı CMK'nın 308/A. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca tekerrür uygulamasına ilişkin olarak sanık lehine itiraz yoluna gidilmesi mümkün görülmüştür.
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ve müdafiinin temyiz isteminin, sanığın atılı suçu işlemediği, yeniden parmak izlerinin alınarak inceleme yaptırılmasının gerektiği, depoda daha fazla mal olduğu halde sadece 1.500,00 TL'lik ürün alındığından TCK'nın 145. maddesinin uygulanması gerektiği, sanık hakkında hiçbir lehe indirimin yapılmadığı ve gerekçe gösterilmeden aynı Kanunun 62. maddesi uyarınca takdiri indirimin de yapılmadığına ilişkin olduğu belirlenerek, anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede;
Kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm sonucunun “II-1.no'lu” bendinde kaldırılmasına karar verilen ilk derece mahkemesi adı, esas, karar numarası ve suç adının yanlış yazılması ile “II-'lu” bendinde sanık adının yanlış yazılması, mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hatalar olarak kabul edilmiş; sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasındaki hak yoksunluklarının uygulanması hususunda bir karar verilmemiş ise de; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Sanık hakkında mağdura yönelik eylemi sebebiyle hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi'nin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA, 14/11/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy